Archive for the ‘Genel’ Category

Hentbol Tarihçesi

Türkiye’de hentbol ilk kez 1927-1938 yılları arasında açık alan hentbolü olarak başlamıştır. Öncülüğünü Almanya’da öğrenim yapan ve beden eğitimi öğretmeni kökenli Hüsamettin Güreli, Zeki Gökışık, Nafi Tağman, askeri okullarda yapmıştır. Bu askeri okulların yanı sıra Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümünde de bazı kurallar tespit edilerek, futbol sahalarında “el topu” adı altında hentbolün yaşatılmasına katkıda bulunmuş. Ülkemizde ilk resmi saha el topu oyun kuralları 1934 yılında Türkiye İdman Cemiyeti ittifakı tarafından yayımlanmıştır.
 Ülkemizde ilk resmi açık alan hentbol maçı 1938 yılında oynanmıştır.
 İlk Federasyon Başkanı olan Sayın Vedat Abut kısa bir sure görev yaptıktan sonar Başkanlığı Sayın Fail Gökay’a devretmiştir. 1958 yılında, Hentbol Federasyonu Başkanı Sayın Vahit Çolakoğlu’nun çabaları ile “Voleybol El Topu” adı altında Türk Hentbolü yeni bir kimlik kazanmıştır. Vahit Çolakoğlu’nun görev süresi içinde Kulüp takımları arasında açık alan hentbol müsabakaları gerçekleştirilmiştir. Söz konusu kulüp takımları, Harbokulu, Jandarmagücü, Ziraat Gençlik, Maltepe, Emniyet, Anıtspor, Pınarspor ve Doğuspor’dur. Yapılan müsabakalar sonunda her yıl sonunda hemen hemen her yıl Harbokulu şampiyon olmuştur.
 Türkiye’de hentbol, voleybol ve basketbol ile birlikte 1942 yılında “Spor Oyunları Federasyonu” çatısı altında teşkilatlanınca hız kazanan bir gelişme evresine girmiştir. 1942-43 sezonunda İstanbul Hentbol Ligi kurulmuş ve söz konusu ligde Defterdar Takımı şampiyon olmuştur. 1943-44 ve 1944-45 sezonlarında Fenerbahçe, 1945-1955 yılları arasında ise, Galatasaray şampiyonluğu elinde tutmuştur. 1945′te ilk kez Türkiye Şampiyonası düzenlenmiş ve “Kara Harp Okulu Hentbol Takımı” ilk Türkiye Şampiyonu olmuştur.
 1941 yılında Hasan Örengil ve 1947 yılında Mehmet Arkan-İlyas Sınal ikilisi el topu ile ilgili öncü kitaplar yayımlamışlardır.
  1945 yılı ve sonrasındaki okullarda bayanlar arası 2×15 dakika süreli iki devreli salon hentbolü maçları yapılmıştır. 1960-1962 yıllarında açılan hakem kurslarının öğretmenliğini İbrahim Selet yapmış ve bu kurs sonunda başarılı olan Atilla Bostancıoğlu, Bülent Yılmazer, Necip Doğutürk, Nadi Irmaklar, Sedat Çöteli, Ömer Lütfi Tuncel, Fahri Alpagut, Turan Çetinkol, Ertuğ Fırat, Mazhar Kerestecioğlu, İbrahim Selet, Hüsamettin Topuzoğlu, Rıza Nur Mazlumca ve Şeref Tunca resmi olarak hakem unvanını alan ilk grup olmuştur.
 Ülkemizdeki salon hentbolü ile ilgili ilk ciddi çalışmalar 1974-1975 yıllarına dayanmaktadır. Bu tarihlerde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yurt dışına eğitime gönderilen bir grup beden eğitimi öğretmeni, eğitim gördükleri Federal Almanya’dan dönerek görev yaptıkları Beden Eğitimi Bölümlerinde modern salon hentbolünün temellerini oluşturan değerli çalışmalar yapmışlardır. 1975 yılında, Gazi Eğitim Enstitüsü ve Ankara Spor Akademisi öğretim üyesi Yaşar Sevim tarafından salon hentbolü kuralları derlenerek ilk kez bir kitap halinde yayımlandı. Adı geçen üniversitemizde salon hentbolü adına yapılan değerli çalışmalar ile salon hentbolünün Türkiye’de yaygınlaşması ve kökleşmesine önemli katkılar sağlanmıştır.
 Dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Ali Şevki Erek ve Beden Terbiyesi Genel Müdürü merhum Talat Akgül’ün gayretleriyle 4 Şubat 1976 yılında 22. Federasyon olarak Hentbol Federasyonu kurulmuştur.
 Federasyon Başkanlığı görevine Almanya Köln Spor Akademisinde 4 yıl süre ile hentbol, basketbol, futbol, voleybol, antrenman bilgisi konularında ihtisas öğrenimi gören Yaşar Sevim getirildi. Yaşar Sevim başkanlığındaki ilk Federasyon Kurulları aşağıdaki gibi oluşturulmuştur.
 Başkan: Yaşar Sevim
Genel Sekreter: İsmail Hakkı Esemen
Asbaşkan: Erol İlgin
Üye: Sedat Muratlı
Üye: Fahrettin Günvar
Üye: Atilla Bostancıoğlu
Üye: Şahin Köktürk
Üye: İlhan Özler
Üye: Murat Kılıç
Üye: Sabahattin Erman
Üye: Turgay Kayaoğlu
Eğitim Birimi Asbaşkanı: Sedat Muratlı
Eğitim Birimi Üyesi: Murat Kılıç
Eğitim Birimi Üyesi: Kayhan Beyhan
Eğitim Birimi Üyesi: Ahmet Sarıyer
Eğitim Birimi Üyesi: Erhan Bayramoğlu
Merkez Hakem Komitesi Asbaşkanı: İsmail Hakkı Esemen
Merkez Hakem Komitesi Üyesi: Mete Öktem
Merkez Hakem Komitesi Üyesi: Atilla Bostancıoğlu
Merkez Hakem Komitesi Üyesi: Ercan Ersü
Hukuk Danışmanı: Atila Bostancıoğlu
Dış İlişkiler ve Olimpiyat Komitesi Temsilcisi: Can Şipal
Sağlık Kurulu Başkanı: Dr. Nurullah Ersul

 Türkiye Hentbol Federasyonunun kurulması ile başlanan çalışmaların önemli ayaklarından biri olarak 1977 yılından itibaren üniversitelerin (Anadoluhisarı, 9 Eylül ve Manisa) Beden Eğitimi ve Spor Bölümlerinde hentbol bilim dalı kurulmuş ve zaman içinde diğer eğitim kurumlarının müfredat programları kapsamına da alınmıştır. Ankara 19 Mayıs, İstanbul ve Manisa Spor Akademilerinde hentbol temel ders ve ihtisas dersi olarak yer almıştır.
 Açılan hakemlik ve antrenörlük eğitim programları ile Türk hentbolünün kurumlaşması yönünde önemli aşamalar kat edilmiştir. Eğitim çalışmalarına verilen öneme paralel olarak 1976-79 yıllarında 16 antrenörlük kursu düzenlenmiş ve bu kurslar sonunda 593 kişi antrenörlük belgesi almaya hak kazanmıştır. Antrenörlük sayısı 1976 yılında 323, 1977 yılında 457 ve 1978 yılında da 593′e çıkmıştır.
 

Tabanını okulların oluşturduğu bu spor daha sonraları M.T.A., Beşiktaş, İstanbul Bankası Yenişehir, İ.T.Ü., Kolej, Arçelik, Simtel,Taçspor, Çukobirlik, Hacettepe, Karşıyaka, İzmirspor, Etispor, Eskişehir Kılıçoğlu Toprakspor, Pertevniyal ve isimlerini sayamayacağımız Konya, Adana, Eskişehir, Mersin, Trabzon, Rize, Bursa gibi illerimizdeki kulüplerimizin desteği ile daha da yaygınlaşmış ve gelişmiştir.
 

15-25 Temmuz 1978 tarihleri arasında, Bursa’da değişik bölgelerden seçilen 26 sporcu ile ilk A-Milli Erkek Takım Kampı gerçekleştirildi. Söz konusu kampta teknik direktör olarak görev yapan Yaşar Sevim takip eden 10 yıl boyunca A-Milli Erkek Takımı Teknik Direktörlüğü görevini sürdürdü. Genç Milli Erkek Takımımızın oluşturulmasında da Kayhan Beyhan, Yüksel Yıldız, Murat Kılıç ve Ahmet Sarıyer önemli görevler üstlenmişlerdir. Günal Ensari, Rüştü Şahin, Alexander Rezanov, Mustafa Aslan, Feridun Dorak, Yüksel Yıldız, Hüseyin Güney, Ahmet Topbaş, Ahmet Kaynak, Tuncay Eresken, Erhan Acar, Süreyya Işıldak, Osman Otay, Sezgin Kaymaz ve daha isimlerini belirtemediğimiz birçok değerli antrenörümüzün bahse konu oluşuma çok değerli katkıları olmuştur.
 

Türk Milli Hentbol Erkek Takımı ilk resmi maçını 12.09.1979 tarihinde Yugoslavya’nın Split şehrinde düzenlenen Akdeniz Oyunları esnasında Mısır Milli Hentbol Takımı ile yapmış ve müsabaka 16-31 şeklinde Milli Takımımız aleyhine sonuçlanmıştır. Genç Milli Erkek Takımımız ise, ilk uluslararası karşılaşmasını 08.08.1979 tarihinde Bulgaristan’ın Loveç şehrinde Yugoslavya Genç Milli Erkek Takımı ile yapmış ve maçtan 29-10 yenik ayrılmıştır. A Milli Erkek Takımımız ilk galibiyetini 16.12.1981 tarihinde Romanya’da düzenlenen Balkan Şampiyonası’nda, 32-19 şeklindeki skorla Yunanistan’a karşı alınmıştır.

A Milli Hentbol Bayan Takımımız, ilk uluslararası müsabakasını 08.12.1983 tarihinde, Bulgaristan’ın Haskova şehrinde Bulgaristan Milli Takımı ile yapmış ve 28-12 skorla yenilmiştir.
 

Üniversite Milli Hentbol Erkek Takımı ilk kez 1984 yılında, Federal Almanya’da düzenlenen Üniversiteler Dünya Şampiyonasına katıldı. Adı geçen Şampiyonadaki ilk müsabakamız Avusturya’ya karşı olmuş ve 22-15 skorla milli takımımız aleyhine sonuçlanmıştır.
 

1992 yılında, İzmir’de gerçekleştirilen ve Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan’ın iştirak ettiği Balkan Şampiyonası sonunda Genç Milli Hentbol Erkek Takımımız Balkan Şampiyon olmuştur.
 

1993 yılı Haziran ayında ilk kez yapılan Yıldız Erkekler ve Bayanlar Balkan Şampiyonası’nda hentbolcülerimiz erkeklerde 2., bayanlarda 3.’lük elde etmiştir. Aynı yılın Kasım ayında düzenlenen Balkan Şampiyonası’nda A Milli Hentbol Erkek Milli Takımı hentbol tarihimizde ilk kez Balkan şampiyonu olmuştur.
 

1994 yılında yapılan Balkan Yıldız Bayanlar Balkan Şampiyonası’nda takımımız birinciliğe ulaşmış, Eskişehir’de düzenlenen Gençler Balkan Şampiyonası’nda ise, hentbolcülerimiz erkek ve bayanlarda üçüncü sırayı almışlardır. Ocak 1995′te İzmir’de düzenlenen Dünya Üniversitelerarası Hentbol Şampiyonası’nda hentbolcülerimiz dünya ikincisi olmuş, Eskişehir’de yapılan Balkan Büyükler Hentbol Şampiyonası’nda milli takımımız Balkan Şampiyonluğu’na ulaşmıştır.
 

Geçmişten Günümüze Federasyon Başkanları

PROF.DR.YAŞAR SEVİM: (1976 – 1979) Hentbol Federasyonu’nun kurucusu ve ilk başkanı olan Yaşar Sevim, bu görevi 28 yaşında üstlenen en genç başkan oldu. Bugün, Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu Antrenör Bölüm Başkanıdır. Birçok önemli başarıya imza atan kulüp hentbol takımlarının antrenörü ve teknik direktörü olarak Türk hentbolünün gelişmesine değerli katkıları olmuştur. Yaşar Sevim, Avrupa Hentbol Federasyonunun (European Handball Federation, E.H.F.)Lektörü olarak ülkemizi E.H.F. de temsil etmektedir.
 

PROF.DR.SEDAT MURATLI: (1979 – 1979) Yaşar Sevim’den sonra 2 ay gibi kısa bir süre Türkiye Hentbol Federasyonu Başkanlığı görevini üstlenmiştir. Halen Akdeniz Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulunda Öğr. Gör. olarak çalışmaktadır.
 

İBRAHİM SELET: (1979 – 1980) Sedat Muratlı’dan sonra bir yıl kadar Federasyon Başkanlığı görevini sürdürmüştür.
 

ŞEREF TUNCA: (1980 – 1989) İbrahim Selet’ten sonra 9 yıl Federasyon Başkanlığı yaptı. En uzun süre Federasyon Başkanlığı yapan Tunca, döneminde Erkekler Deplasmanlı Hentbol 1. Ligi, Erkekler Deplasmanlı Hentbol 2. Ligi ve Bayanlar Deplasmanlı 1. Ligi kuruldu.

PROF. DR. YAVUZ İMAMOĞLU: (1989 – 1993) Şeref Tunca’dan sonra Federasyon Başkanlığı’na gelmiştir.
 

SERHAT BİLGİ: (1993 – 2000) Serhat Bilgi ve ekibi seçimle Türkiye Hentbol Federasyonunda işbaşı yapan ilk Federasyon Başkanı’dır.
 

GÜNAL ENSARİ: (2000 – 2004) 1977 yılından itibaren çeşitli kulüplerde hentbol antrenörlüğü yapan ve Türkiye Hentbol Federasyonunun teknik ve eğitim konularındaki çalışmalarında ve milli takımlarda görevler üstlenmiş olan Günal Ensari, TED Ankara Koleji Lise kısmında Beden Eğitimi Zümre Başkanı olarak çalışmaktadır. Ayrıca halen Akdeniz Hentbol Konfederasyonu Yönetim Kurulu Üyeliği ve Uluslararası Hentbol Federasyonu (I.H.F.) Denetim Kurulu Üyeliği görevini yürütmektedir.
 

TARIK CENGİZ: (2004 – …….) Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Tarık Cengiz, 1999 yılında gerçekleştirilen genel seçim sonunda Demokratik Sol Parti mensubu olarak Samsun milletvekili sıfatı ile Türkiye Büyük Millet Meclisine girdi.
 

17 yıl aktif olarak hentbol oynadıktan sonra 1996 yılında Türkiye Hentbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu Asbaşkanı görevini üstlendi. Daha sonra T.H.F. Yönetim Kurulu üyesi olarak da görev yapmıştır.
 

2001 yılında, Avrupa Hentbol Federasyonu Tahkim Kurulu üyeliklerinden birinin boşalması nedeniyle yapılan seçim sonunda E.H.F. tahkim kurulu üyeliğini kazanmıştır. Söz konusu görevi 2004 yılına kadar sürdürmüştür.
 

2004 yılında, yapılan Türkiye Hentbol Federasyonu Başkanlığı seçimi sonunda diğer başkan adayları Günal Ensari ve Serhat Bilgi’nin önünde seçimleri kazanarak 8. Hentbol Federasyonu Başkanı olmuştur.

Bisiklet Sporu Tarihçesi

Bisiklet sporunun yüz yılı aşan bir geçmişi vardır. Bisiklet sporu, iki tekerlekli bisikletin gelişmesi sonucunda ortaya çıkmış bir spor dalıdır.

Bu spor özellikle Avrupa ülkelerinde çok sevilmekle birlikte, başka ülkelerde de ilgi sürekli artmaktadır.

Dünyanın pek çok yerinde, amatör ve profesyonel bisikletçiler için çeşitli yarışlar yapılır.
Eğlence, ulaşım ve yarışma amacıyla bisiklet sürmenin giderek yaygınlaşması bisiklet sporunu daha da geliştirmişti.

Türkiye’de Bisiklet Sporu

İlk bisiklet yarışı, Osmanlı döneminde, 1896’da Atina’da düzenlenen ilk modern Olimpiyat Oyunları’ndan bir yıl sonra, 1897′de Selanik’te yapıldı. Daha sonra bisiklet satıcılarının girişimiyle İstanbul’da da bisiklet yarışları düzenlendi. Ama asıl gelişme, 1908’de II. Meşrutiyet’ in ilanından sonra gerçekleşti.

Fenerbahçe Spor Kulübü, 1912’de bir bisiklet şubesi kurarak bu sporun gelişmesine öncülük etti.

1923′te Bisiklet Federasyonu kuruldu ve bu tarihten itibaren bölgeleri dolaşmayı amaçlayan bisiklet gezileri düzenlendi. Ne var ki, bir bisiklet ekibi bisiklet bulamadığı için 1924’te Paris’te düzenlenen Olimpiyat Oyunları’na katılamadı.

Türkiye ilk uluslararası yarışmalara 1927′de Bulgaristan’da katıldı.

Türkiye’de ilk kez 1928′de Ege Turu adı altında yarışma düzenlendi.

Daha sonra, 1938, 1939, 1941 ve 1942′de İstanbul-Edirne-İstanbul bisiklet yarışları yapıldı.

1963′te de Marmara Turu adı altında bisiklet yarışları yapılmaya başlandı ve Marmara Turu 1966′da uluslararası nitelik kazandı.

1968′de de Cumhurbaşkanlığı Uluslararası Bisiklet Turu adını aldı.

1970′de de ilk kez Esen Bisiklet Kulübü adıyla bir bayan bisiklet takımı kuruldu.
Türk Dağ Bisikleti tarihi 1997′de ilki yapılan Uluslararası Alanya Dağ Bisikleti Kupası ile başlar.

2007 Avrupa Dağ Bisikleti Şampiyonası’na Türkiye 12-15 Temmuz tarihlerinde Ürgüp’ te ev sahipliği yapacaktır.

2007 yılında Türkiye 3 adet uluslararası yol bisikleti turuna ve 12 adet uluslararası dağ bisikleti yarışmasına ev sahipliği yapacaktır.

Bunların yanı sıra ulusal düzeyde tüm disiplinlerde yarışlar düzenlendiği gibi, Yol Bisikleti, Yol Bisikleti Zaman Karşı, Pist, Olimpik Dağ Bisikleti ve Dağ Bisikleti Maraton disiplinlerinde Türkiye Şampiyonaları organize edilmektedir.
 Bisiklet Yarışları

A) Yol Yarışları
B) Pist Yarışları
C) Bisikletli Koşu Yarışları
D) Dağ Bisikleti Yarışları
E) BMX Yarışları

olarak düzenlenir. Bisiklet yarışları Türkiye Bisiklet Federasyonu ve Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) yönetmelikleri ile düzenlenir.

A) Yol Yarışları
Erkekler arası amatör bisiklet yarışları, 1896′dan beri Olimpiyat Oyunları’nda yer alır. Kadınlar arası yol yarışları ise 1984’te Olimpiyat Oyunları kapsamına alınmıştır.
Bisiklet sporunda ayrıca amatör ve profesyonel dallarda dünya şampiyonaları düzenlenmektedir

1) Zamana Karşı
Zamana (saate) karşı yol yarışlarında, her bisikletçi kısa aralarla peş peşe çıkış noktasından hareket eder. Takım yada bireysel olarak yapılabilir.
2) Tek Günlük Yol Yarışları
Yol yarışlarında, tüm sürücüler toplu biçimde aynı anda yarışa başlar. Bu tür yarışlarda bitiş çizgisine ilk ulaşan yarışı kazanır. Klasik yarışlar 250km mesafede yapılabilir.
3) Turlar
Çok etaplı yol yarışlarıdır. 3 gün yada 21 gün olabilir. Etapların bazıları takım yada bireysel zamana karşı olabilir. Bu yarışların en ünlüsü, Fransa Turu’dur ve Fransa’nın çeşitli yerlerinde 4.000 km dolayında bir yol boyunca yapılır.
Benzer 21 günlük turlar İspanya ve İtalya’da da düzenlenmektedir.
Türkiye’de düzenlenen 8 günlük Cumhurbaşkanlığı Turunun 43.’sü 2007 yılında 12 ülkenin katılımı ile organize edilmiştir.

B) Pist Yarışları
Oval biçimindeki pistlerde yapılan bisiklet yarışları kısa mesafeli yarışlardır.
Pistin bir tur uzunluğu, katları 1000′i verecek şekilde, 500, 400, 333,3 ya da 250 metre olabilir. Bisiklet pistleri, dış kenarı yüksek olacak biçimde içe doğru eğimlidir ve bir fincan tabağını andırır.
Bu eğim, yarışçıların köşeleri hızla dönerken savrulmalarını önler.
500-1.000 metre arasındaki kısa mesafeli yarışlar, sürat yarışlarıdır.
Sürat yarışlarında, bitiş çizgisinde bisikletin hızı saatte 65 kilometreye kadar ulaşabilir.
4.000-5.000 metre yarışları takip yarışlarıdır.
5 km, 10 km ya da 20 km’lik orta mesafe yarışlarında ise, zamana karşı yarışılır.
Bu yarışların tümü tek kişilik bisikletlerle yapılan yarışlardır. Aynı zamanda iki kişilik bisikletlerle yapılan yarışlar da vardır.

C) Bisikletli Koşu Yarışları (Cyclocross)
Diğer bisiklet yarışları arasında, bisiklet yarışı ile krosun (kır koşusu) bir bileşimi olan bisiklet krosu vardır. Bisiklet krosu inişli çıkışlı ve bozuk yollarda yapılır.
Yarışçıların bazen bisikletten inerek yürümeleri ve bisikletlerini omuzlarında taşımaları gerekir. Bisiklet krosu, genç sürücüler arasında çok ilgi görmektedir.

D) Dağ Bisikleti Yarışları
Dağ sürüşlerinde her türlü arazide yol alınır. Son zamanlarda yaygınlaşan bisiklet sporlarından biri de maratondur.
İlk dağ bisikleti Dünya şampiyonası 1990 yılında düzenlenmiş, 1996 yılında ilk defa Atlanta Olimpiyat Oyunlarında yer almıştır.

1) Olimpik Dağ Bisikleti Yarışı
5-9km uzunluğunda parkurda düzenlenir. Parkurun asfalt kısımları %15′i geçemez. Yeterli miktarda tırmanma, patika ve teknik iniş içermelidir. Büyük erkekler yarışı yaklaşık 2 saate denk gelecek sayıda tur atılarak yapılır.
2) Dağ Bisikleti Maraton Yarışı
80km’den uzun parkurlarda yapılır.
3) Dağ Bisikleti İniş Yarışı
5-3km uzunluğunda tamamı iniş olan parkurlarda yapılır.
4) Dağ Bisikleti Dörtlü Eleme Yarışı

Atçılık-Binicilik

Günümüzde de olduğu gibi,ulusal ve Türk Tarihinin her döneminde “At Murattır” sözcüklerine bağlı kalınarak,her Türk ata karşı sevgi,güven,ilgi duymuş ve onu kendisinden bir parça kabul etmiş,ona kutsallık tanımış,saygınlık kazandırmış,sanatında,edebiyatında,müziğinde eşsiz bir yer vermiştir.

Nazmi Sevgen;”Türklerde at ve atçılık” adlı kitabında 1937 yılında Ankara da toplanan tarih kurultayında Avusturya lı tarih bilimcisi Hoopers atın ilk evcilleştirme hareketinin İç Asya da Türkler tarafından yapıldığını, Macar tarihçisi Allfoldin de,bu konudaki ilklerin Altay Türklerine ait olduğunu öne sürmüştür.Alman tarih bilimcisi Portriatz ise “Eski çağlarda at” adlı eserinde atın M.Ö.6000 dolaylarında Türkler tarafından evcilleştirildiğini iddia etmiş ve iddiası için bazı bulguları kesin kanıt göstermiştir.

Yaklaşık olarak M.Ö.4000 yılları dolaylarında Türkler tarafından bir çekim hayvanı olarak arabalara koşulan at,askeri amaçlarla savaş sınıfı oluşmasına sonuç olarak ta Asya’nın ve öteki kıtaların tarihi ve siyasal yaşamının oluşum ve değişiminde etkinlik kazanmıştır.Türkler onunla uzaklıkları enmişler,derisinden giysi ve ayakkabı yapmışlar,lezzetli buldukları tayının etini yemişler,kısrakların sütünden mayalanma ile sağlanan “Kımız” adı verilen ve keyiflendirici içkiyi yapmışlardır.Ayrıca yele ve kuyruklarını da değerlendirmişlerdir.kemiğinden kaymak için araç,kıllarından ağ,gözleri güneş ışığından koruyan bir tür gözlük örmüşlerdir.

Eski Türklerde at kültürü ile ilgili çeşitli bulgular bir belge olarak,bu gün çeşitli ülkelerin müzelerine değer katmaktadır.Yenisey yörelerinde eski Türkler tarafından,kayalar üzerine yapılmış at resimleri ve çok eski dönemlere ait,Türk mezarından çıkan eşyaların üzerinde süsleme sanatı olarak at figürleri kullanıldığı görülmektedir.Eski Türk destanlarında ve efsanelerinde at baş tacı dır,ayrı bir yeri vardır.Oğuz destanı atla başlar.Dede Korkut ta ,Bamsı Beyrek öyküsünde atla kardeşleşmiştir.

Eski Türklerin ilkel atları yakalayabilmek için Türlü yöntemler kullandıkları,kitabelerde yazılıdır.Karluk han buzullar içinden ünlü bir atı alıp çıkardığı için ad almıştır.Eski Türklerdeki ”Türk atsız,kuş kanatsız” sözü çok şey anlatır.

Tüm tarihi kaynaklar,atın vatanı olarak orta Asya bölgesini göstermektedir.Kırgız stepleri ile Gobi havalisinin atın vatanı olduğu konusunda görüş ve kanıt birliği vardır.Eski Türklerin “Yılkı” adını verdikleri at sürülerinin,ırk ve evcilleştirilmeleri ile ilgili bilgiler çok geniştir.

Atsız Türkler sosyal yaşamda hor görülürdü,fakirlik nedeni ile ata sahip olamayanlar çalmak zorunda idi.Eski Türkler sadece at çalmayı olağan saymışlardır.Zira bu bir beceri olarak kabul ediliyor ve atını çaldıran kişi için bu hareket onur kırıcı olarak değerlendiriliyordu bu nedenle kabileler arasında sık sık çatışma çıkıyordu.

Çalınan atları belirlemek amacıyla atları özel damgalama yöntemleri uygulanıyordu.Damga yerine bazı kabileler atın kulaklarına özel işaretler işlemeyi yeğlerlerdi.kabile sembolleri olarak benimsenen biçimler mezar taşlarında da görülür.

Eski Türklerde at yarışları ile eş seçiminde de kullanılıyordu.

Bu yarışlar iki türlü oluyordu birisinde atlı kızlar bir grup halinde yarışa başlıyorlar ve arkalarından atlarını grup halinde koşturan erkekler içlerinden birini yakalayıp atlarının terkilerine alıyorlardı.Daha sonra eş olarak seçtikleri bu kızlarla evleniyorlardı.

Diğer türlü ise eğer kızın isteyeni çok olursa yarışa kız tek başına başlıyor,daha sonra ardından atlarını koşturan erkek grubundan kim kızı yakalarsa o evlenme hakkını elde ediyordu.

Eski Türklerde görülen atla bütünleşme”, Osmanlı Türklerinde de sürmüştür. At, Osmanlı,Türklerinde onur, saygı ve sevgi unsuru olarak kabul edilen bir yoldaş olmuştur. Bunlarla başarıdan başarıya koşmuşlar; üç kıta üzerinde egemenliklerini sürdürmüşlerdir.

Anadolu Selçuklularında 100 bin süvariden oluşan bir ordu bulunuyordu. Osmanlı imparatorluğunda ise, 16.yüzyılda bu sayı 250 bine yaklaştı. Edirne, Filike. Selánik. Amasya, Yozgat, Merzifon, Eskişehir (çifteler çiftiği), Malatya (Sultan suyu), Veziriye, Adana (Cukurova)’daki hayvan ocaklarında, at yetiştiricilik düzeltilmesi için sürekli çalışmalar yapılıyordu. Ancak, Osmanlı imparatorluğunun gerileme ve özellikle çöküş döneminde at yetiştiriciliği ve ırk düzenlenme çalışmaları öneminì tamamen yitirmiş, sürekli savaşlar nedeniyle ülke atçılığı adeta çökmüştür.

Yaşama sevincini, atıyla paylaşan, onunla mutlu olan ve hattâ onunla birlikte gömülen at, Türk’ün kalbinde, ağıtlarında ,edebiyatında. türkülerinde, atasözlerinde benzersiz bir yer almıştır. Osmanlıların genişleme döneminde, Giritlilerin bir sözü çok yaygındı: “Adaya önce Türk’ün atı, sonra kendisi ayak basacak.” Gerçekten de öyle olmuştur. Aşık Paşa tarihinde, Osmanlı Padişahlarından Orhan Beyin, atlarını nalbanda kendisinin götürdüğü anlatılır. Bu hareket, Türklerde, en büyüğünden en küçüğüne kadar, ata gösterilen ilgi ve sevgiyi yansıtır. öyle ki, at sahiplerinden atlar için vergi alınmazdı.

Emrullah Efendi “‘Memalik-i şahane”de, at vergisi asla vaz’edilmediği cihetle, bizde at vergisinden bahse mahal yoktur demektedir. Osmanlı Türk illerinde atlar, görevlerine göre şöyle adlandırılırdı: önemli haber götüren süvarilerin bindikleri dayanıklı “Ilgar atı”, posta süvarilerinin bindiği “Menzil atı”, akıncı ve süvarilerin bindikleri “Cenk atı”, yarışlara katılanlara “Koşu atı”, süvarilerin yedeklerinde bulundurdukları “Yedek atı”, yük taşıyan “Semer atı”, damızlık olarak yararlanılan “Aşı atı”, törenlerde komutan ve subayların bindikleri “Alay atı”, arabalar koşulanlara “Araba atı” ve avlarda kullanılanlara “Av atı.” Osmanlılarda, eğer, murassa ve sorguçlu başlıklar, altın ve gümüş üzengiler, gemler, at koşum takımları, saray arabalarının koşum takımları birer sanat eseri idi.

Sultan Abdülaziz dönemi sonrasında ülkedeki at kalitesi değerini gittikçe yitirirken, tersine olarak at yarışları da daha düzenlilik kazanmıştır. Ancak, ilk düzenli at yarışları l9ncu yüzyılın son yılarında belirginleşir. Sultan Abdülaziz döneminde Kağıthane’de, “Kağıthane Yarışları” adı altında bir süre at yarışları düzenlenmiştir. Bunlar bir tür ilkel yarışçılık düzenlemeleri olmuştur. Zira pist gelişigüzel düzenlenmiş bir güzergah biçimindedir. Sonraki yıllarda ünlü mirasyedilerden Veli efendizade, bugün Veli efendi Tesislerinin bulunduğu yerde, birkaç arkadaşı ile birlikte sistemsiz olarak düz bir toprak üzerinde at yarışları yaptırdıkları görülür. Bu yarışlara ilgi duyanların sayısı 15-20 kadardı. öte yandan yine aynı yıllarda Manisa’da Bekir Ağa’nın bireysel çabalarıyla, düzensiz bazı yarışlar yapılmıştır.

Kaynak

Doğan Yıldız Türk spor tarihi İstanbul-1979

ATICILIK SPORU

Türkiye’de atıcılık sporu 1910′dan başlayarak daha çok avcılık biçiminde gelişti.Bu dalda etkinlik gösteren ilk kulüp Fenerbahçe oldu(1913).Fenerbahçeli Necati ve Galip Bey,Galatasaraylı Bülent ve Merdivenköylü Ziya Beyler başlangıç döneminin atıcıları oldu. İlk futbolcu ve hakemlerimizden Sait Salâhaddin Cihanoğlu bu spor dalının temelleşip yaygınlaştırılması konusunda yoğun çaba gösterdi.

Atıcılık Sporu İçin;

A- Gerekli işler B- Gerekli malzemeler C- Başarı için gereken takım içi

A- Lisans Çıkarmak :

1-) Federe bir avcılık atıcılık kulübünde kulüp sporcusu olarak

2-) Ferdi olarak İl Spor Müdürlüğünden

* Gerekli Malzemeler :

- Tüfek : Tek tetikli süperpose çifte türünden yapılacak branşa (Trap – Skeet) uygun kundak, namlı uzunluğu, balans

ve şoklarda olması gerekir.

- Kulaklık

- Gözlük

- Şapka

- Yelek

B- Poligonlarda bilgili kişiler yardımı ile branş tespit etmek ve antrenmanlara başlamak

C- Fırsat buldukça resmi veya özel müsabakalara girmek

Türkiye Atıcılık ve Avcılık Federasyonu

Adres : Ulus İş Hanı, Kat 4, Ankara

Tel. : 90-312-3106160

Faks : 90-312-3112554 or 3106160

Telex : 0607-44531 btmg tr

Türkiye’ deki Skeet ve Trap Poligonları

1. İstinye Skeet ve Trap Poligonu 0212 277 89 05

2. Beykoz Mahmut Şevket Paşa Skeet Poligonu 0216 425 27 44

3. Beykoz Dereseki Skeet Poligonu 0532 2676072

4.İzmit Olimpik Trap, Double Trap ve Skeet Poligonu 0262 2393656

5. Tekirdağ Skeet ve Trap Poligonu

6. Bursa Skeet ve Trap Poligonu

7. Bursa Orhangazi Skeet ve Trap Poligonu 0224 573 68 55 Rasim Bey

8. İzmir Skeet ve Trap Poligonu

9. Ankara Skeet ve Trap Poligonu

10. Manisa Skeet ve Trap Poligonu

Avcıyım diyebilmenin ilk şartı ; Avcılığın yazılı ve yazılı olmayan kurallarına uymak, avın gereği olan, av hayvanlarını korumak, sevmek ve avcı büyüklerine saygı, küçüklere sevgi gibi kavramlara sıkı sıkı sarılmaktır. Unutma ki “Altın ateşte, insan avda belli olur.”

Ayrıca av mevsimi sona erdiğinde;

Kanunen avı serbest olan zararlılardan başka ; av hayvanlarını avlamak Kanun’a, Merkez Av Komisyonu Kararları’na, avcılık gelenek ve göreneklerine aykırıdır. Yavru, palaz, yumurta toplayanları, projektör, far avı yapanları, kısacası MAK hükümlerine aykırı hareket edenleri ikaz et. Bu gibi kimseler milli servet olan av hayvanlarının tükenmesine sebep olmakta ve Sen’in hakkına tecavüz etmektedirler. Buna mani ol. Üremekte ve gelişmekte olan av hayvanlarını koru , zararlıları ile mücadele et. Bu senin ilk görevindir.Görevini yerine getirdiğin nispette, daha verimli avlanma ve doğal yaşamı gelecek kuşaklara aktarma imkanına sahip olacağını unutma.

Türkiye’de avcılık, 1937 tarihli 3167 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu çerçevesinde yapılmaktadır. Kanun’da yerleşik uygulamalar ve yasakların yanı sıra her yıl toplanarak gerekli kararları alacak yetkiye haiz Merkez Av Komisyonu teşkili mevcuttur. Merkez Av Komisyonu Yasa’dan aldığı yetkiyle her yıl Orman Bakanlığı bünyesinde toplanarak gelecek av sezonu için belirleyici kararları alır. Bu kararların alınmasında Türkiye Avcılar ve Atıcılar Federasyonu da önemli bir rol oynar.

Türkiye’de avlanılmasına izin verilen yaban hayvanları türlerine ve avlanma sürelerine göre 3 bölüm altında belirlenmiştir. Bu bölümler şöyledir:

Birinci Grup : Bıldırcın, kaya güvercini, tahtalı ve üveyik,

İkinci Grup : Keklik, kum kekliği, kıkırlık, bağırtlak, ada tavşanı ve tavşan,

Üçüncü Grup : Tilki, sansar, sakarmeke, ördekgiller, kazgiller, kızkuşu, karatavuk, çulluk, küçük su çulluğu, sultani su çulluğu ve bekasin’den oluşmaktadır.

Adı geçen bu hayvanlar, periyotlar halinde Ağustos ortalarından – Şubat sonuna kadar avlatılmaktadır. Ancak kurt, çakal, y.domuzu, vaşak, pars , kargaların avı bütün bir yıl Orman Bakanlığından izin alınması koşuluyla serbesttir.

Büyük av hayvanlarından ayı, çengel boynuzlu dağ keçisi (şamua), yaban keçisi (Bezoar), yaban domuzu, vaşak, kurt, çakal, tilki, av turizmi başlığı altında yerli ve yabancı avcıların kullanımına bedeli karşılığı sunulmuştur. Bunların dışında kalan avların, yabancı avcılara avlatılması sadece özel avlaklarda mümkündür. Yabancı misafir avcılar özel avlakların haricinde, yukarıda adı geçen av hayvanlarından başka av hayvanlarını avlayamaz.

Türk avcılara, avlanılmasına izin verilen türler için günlük avlama limitleri vardır. Avcı arka arkaya gittiği avlarda dahi bir günlük limitinden fazla av avlayamaz, çantasında ve aracında bir günlük limitinden fazlasını bulunduramaz ve taşıyamaz. Gece far veya ışıkla avlanmak, hareket halinde tekne ile avlanmak, gece görüş gözlüğü veya dürbünüyle avlanmak, ses çıkartan elektronik cihazlarla avlanmak, canlı mühreyle (decoy) avlanmak, zehirle avlanmak ve hayvanların üreme zamanlarında avlanmak yasaktır. (Daha bir çok avlanma yasakları olmasına karşın, en etkin ve önemli olanlarını yazmakla yetiniyoruz)

Türkiye’de avcılık, 1993 senesine kadar haftanın her günü yapılmasına karşın, 1993-98 arasında Çarşamba-Cumartesi-Pazar ve resmi tatil günleri olarak, 1999-2000 sezonunda ise sadece Cumartesi-Pazar ve resmi tatil günleri olarak sınırlandırılmıştır.(Avlanma günleri 2000-2001 av sezonu için Çarşamba-Cumartesi-Pazar ve Resmi Tatil günleri olarak kabul edilmiştir.)

Türkiye Avcılık ve Atıcılık Federasyonu Kuruluşu, Teşkili ve Amaçları

Türkiye Avcılık ve Atıcılık Federasyonu’ nun yasal dayanağı, 21.05.1986 gün ve 3289 sayılı “Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’dur” Bu Kanun’a göre bütün (amatör-profesyonel) spor dalları Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde, federasyon birimi biçiminde etkinlik göstermekte ve ülkemizde her federasyon kendi dalındaki sporun gelişmesi için çalışmaktadır.

Türkiye Avcılık ve Atıcılık Federasyonu, 2908 sayılı Dernekler Yasasına göre kurulan avcılık ve atıcılık kulüplerini bünyesinde toplamaktadır. Çeşitli yerlerde kurulan avcılık ve atıcılık kulüpleri tescil yoluyla Federasyon’ a dahil olmakta, bunlara federe kulüpler denmektedir.

Federasyon içinde atış poligonları da yer almaktadır. 6136 sayılı Yasa’nın Ek Madde 11′de T.A.A.Federasyonu ile diğer kamu kuruluşlarının sahip oldukları poligonlar dışındaki özel nitelikli poligonların kuruluşuna İçişleri Bakanlınca izin verileceği hükme bağlanmıştır.

Türkiye Avcılık ve Atıcılık Federasyonu Görevleri

Yönetmelik hükümlerine göre Federasyon’un görevleri şöyle sıralanabilir :

1- Avcılık ve atıcılık spor dalında, gerek yurtiçi ve gerek yurtdışında ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak etkinlik alanına giren spor dalını oluşturmak ve geliştirilmesini sağlamak, bu yolda çeşitli çalışmalar yaparak her türlü önlemi almak.

2- Uluslararası alanda, Ülkemizi en üst düzeyde temsil etmek, bu alanda görev alacak sporcu ve spor yöneticilerinin her an hazırlıklı bulunmalarını sağlamak.

3- Uluslararası yarışmalara katılacak sporcuları seçmek,

4- Avcılık ve atıcılık spor dalının teknik yönetimi ile denetimini yapmak,

5- Başarılı sporcu ve spor yöneticilerini ödüllendirmek, onları avcılık ve atıcılık sporuna isteklendirmek,

6- Avcılık ve atıcılık sporunun yayılıp gelişmesi için teknik içerikli yayınlar yapmak, bu yayınları etkili olacak şekilde dağıtmak.

7- Yurtiçinde ve yurtdışında yapılacak resmi ve özel bütün yarışmalar ve yarışmacılar için gereken izinleri almak,

8- Merkez Av Komisyonu toplantılarına katılmak

Atletizm

Atletizm, dünyanın en eski sporu ve bütün öteki sporların temelidir. İnsanın koşma, yürüme, atma ve atlama gibi en doğal hareketlerindeki gücünü, dayanıklılığını, süratini, çabukluğunu, hünerlerinin geliştirmek ve artırmak için yaptığı çalışmalara, kurallara bağlanmış spor yarışmalarının tümüne ATLETİZM denir.

Bir başka deyişle ; insanın tabii hareketlerinden olan koşu, atlama, atma ve yürüyüşe dayalı olan fiziki performansı devam ettirme ve geliştirme gayesini güden beden çalışmalarının bütününe ATLETİZM denir.

Atletizmin bütün diğer spor dallarında olduğu gibi, insanın mükemmel yaratılış özellikleri ile varolmuştur. Bu ekonomik, anatomik yapı sayesinde atletizm dünyanın en popüler branşlarından biri olma özelliğini elde etmiştir. Zaman, mesafe ve yükseklik gibi unsurlar atletizmi diğer spor dallarından ayırmıştır. Sınırlayıcı faktörler günden güne aşıldıkça, daha kısa zamanda, daha uzağa ve daha yükseğe ulaştıkça yeni rekorlar kırılmakta ve atletizm dünyada daha cazip ve daha popüler hale gelmektedir.

Atletizm, günümüzde Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu (IAAF) tarafından düzenlenen kurallara göre erkeklerde 23 (dekatlon hariç) , bayanlarda ise 21 (Üç adım atlama, çekiç atma ve sırıkla yüksek atlama dahil ; heptatlon hariç) branş üzerinden yapılır.

ATLET : Atletizm yarışmalarına katılan bütün sporculara verilen isimdir. Yunanca yarışma anlamını taşıyan ATHLOS sözcüğünden gelmektedir.

IAAF : Uluslar arası Amatör Atleztim Federasyonu

EAA : Avrupa Atletizm Birliği

TAAF : Türkiye Amatör Atletizm Federasyonu

IOC : Uluslar arası Olimpiyat Komitesi
 
 
AVRUPA ATLETİZM ŞAMPİYONASI :

Avrupa ülkeleri arasında düzenlenen amatör atletizm şampiyonasının ilki 1934 yılında Torino’da (İtalya) düzenlendi. Şampiyonaya 1938’den sonra bayan atletlerde katıldı. Her 4 yılda bir değişik ülkelerde bu şampiyona yapıldı.

ATLETİZMİN DALLARA GÖRE SINIFLANDIRILMASI

KOŞULAR

A- Kır Koşuları

Yol koşuları : 800-1500m 3-4-7,5-15-20-25km
Kros koşular : 800m ile 12km arası
Halk koşuları : Farklı mesafelerde
Maraton : 42.195m

B- Pist Koşuları

1-Düz koşular :
  Kısa mesafe koşuları: 60-75-100-200-400m
  Orta mesafe koşuları: 800-1500m
  Uzun mesafe: 3000- 5000- 10.000m

2- Engelli koşular: 60-75-100-200-300-400m
1500-2000-3000m (engelli)

3- Bayrak koşuları : 4×100m, 4×400m, İsveç Bayrak, Balkan Bayrak.

Atmalar
  Gülle atma
  Cirit atma
  Disk atma
  Çekiç atma
  Fırlatma topu atma

ATLAMALAR
  Uzun atlama
  Üç adım atlama
  Yüksek atlama
  Sırıkla yüksek atlama

YÜRÜYÜŞLER

  1-3-5-10km pistte
  5-10-15-20-25-30-35-50km yol veya açık saha (20- 50km Olimpik Yürüyüş mesafeler)

SALON YARIŞMALARI

Bayanlar: 50m- 60m – 200m – 400m –800m – 1500m – 50m engel- 60m engel- Yüksek Atlama- Uzun Atlama- Yüksek Atlama- Uzun Atlama- Gülle Atma.

Erkekler: 50m- 60m- 200m- 400m- 800m- 1500m- 3000m- 50m engel- 60m engel- Yüksek Atlama- Sırıkla Yüksek Atlama- Uzun Atlama- Üç Adım Atlama- Gülle Atma.

ANTRENMAN BİLGİSİ

Bu bölümde temel antrenman bilgisi ile ilgili sık kullanılan kavramları ve bazı temel bilgileri bulacaksınız.  Konu ile ilgili daha detaylı bilgileri kaynaklarımızdan alabilirsiniz.  Sorularınız var ise bize e-mailimizden ulaşabilirsiniz.  Bilgimiz çerçevesinde yanıtlamaya çalışırız.

1- Performans nedir ?
Bir fiziksel aktivite sırasında,  o fiziksel aktivitenin gerektirdiği fizyolojik,  biyomekanik ve psikolojik verime “performans” adı verilir. Bu verimin yarışma sırasında ortaya koyulabilme düzeyi de performansın düzeyi hakkında bilgi verir.

2- Performansı oluşturan öğeler nelerdir?
Performansı oluşturan öğeler Astrand ve Rodalha göre üç ana başlık altında toplanır. Bunlar sırasıyla şunlardır:
a-Enerji oluşumu (aerobik-anaerobik), b-Nöro-müsküler(sinir-kas) ileti, c-Psikolojik faktörler (motivasyon)  

3-Performansı etkileyen faktörler nelerdir?
Performansı çeşitli faktörler etkiler. Bu faktörler öncelikle iç ve dış faktörler olmak üzere ikiye ayrılırlar.
İç faktörler veya internal (kişisel) faktörler adını verdiğimiz faktörler şunlardır:
a. Antrenman düzeyi, b. Yaş, c. Cinsiyet. d. Fiziksel uygunluk (physical fitness), e. Irksal faktörler, f. Stres düzeyi, g. Motivasyon durumu, h. Beslenme, ı. Ergonomik destekleyiciler, j. Sağlık durumu, k. İlaç kullanımı
Dış faktörler veya eksternal faktörler ise şunlardır:
a. İrtifa,  b. Nem c. Sıcaklık,  d.  Zemini durumu
Yukarıda sıralanan faktörler durumlarına göre performansı olumlu ya da olumsuz yönde etkilerler.

4- Antrenman nedir?
Belirli  bir sistem içinde hedeflenen sportif performansı elde etmek için bir program çerçevesinde, sportif performans öğelerini geliştirmeye yönelik çalışmaların tümüdür. Fizyologlar antrenmanın tanımını şöyle yapmaktadır:
Vücuda yapılan tüm yüklenmelerde fonksiyonel ve morfolojiye uygunluk, yüklenmeler sonucu  organizmada bir değişikliğin meydana gelmesi ve sonuçta verim artışına neden olunma. Bir başka antrenman tanımını ise şöyle görmekteyiz:Alıştırmalar yardımı ile sporcuların fiziksel, teknik, taktik, zihinsel, psikolojik ve motorsal hazırlığıdır.

5-Antrenmanın etkileri nelerdir?
Doğru ve sistemli yapılan bir antrenman ile tüm performans öğeleri geliştirilebilinir.  Antrenman enerji oluşum sistemi üzerinde olumlu etkilerde bulunur. Bu şekilde kardiyo-vasküler (kalp-damar) sistemi antrenman ile gelişerek sporcunun aerobik gücü (oksijenli-güç) aratırılır. Yorgunluğa karşı direnç artar.  Nöro-müsküler (sinir-kas)ileti antrenmanla iyileştirilir. Kuvvet artırımı sağlanır. Koordinasyon, esneklik  gelişir. Hareketlilik ve beceri gibi özellikler, iyileştirilir. Ayrıca sporcunun, teknik, taktik, zihinsel ve psikolojik özellikleri de gelişir.  Özet olarak antrenman ile sporcuların enerji oluşum sistemleri, kuvvetleri ve motorik özellikleri geliştirilebilinir.

6- Aerobik enerji oluşumu nedir?
Organizmanın oksijenli enerji oluşum sistemidir. Burada hücre düzeyinde kan aracılığı ile gelen oksijen,  enerji verici maddeleri yakar. İnsan organizması genelde aerobik yaşam (oksijenli ortamda) süren    bir canlıdır.  Burada solunan hava akciğerde alveolleri (hava keseleri) doldurur. Alveollerin (hava keseleri) çevresi kapiller (kılcal) damarlarla örümcek ağı gibi örülüdür. Burada kılcal damarların içindeki kanda bulunan ve eritrositlere(alyuvarlar) kırmızı rengini veren bir demiroksit bileşimi olan hemoglobin,  alveollerin(hava keseleri) içindeki havada bulunan oksijenle difüzyon yolu (az yoğun ortamdan, çok yoğun ortama geçiş)ile birleşir ve oksihemoglobin yapar. Bu madde kan içinde kalbe gelir ve kalp onu hücre düzeyine kadar pompalar. Hücre düzeyine kadar pompalar. Hücre düzeyinde hemoglobin karbondioksitle birleşip, oksijeni bırakır ve tekrar kalbe gelip, kirlenmiş kanın temizlenmesini sağlar. İşte burada hücre düzeyine gelen oksijen, enerji verici maddeleri öncelikle karbonhidrat(şekerler) yakar ve aerobik yolla (oksijenli yol) enerji (atp)oluşur.

7-  Aerobik güç nasıl geliştirilir?
İnsan  organizmasının, aerobik gücünün (Bu uygulamada dayanıklılık olarak bilinir), yani oksijenli enerji oluşum sistemlerinin güçlendirilmesi için geliştirilen çeşitli antrenman yöntemleri vardır. Bu yöntemler genelde şu ana başlıklar altında toplanır:
a-Maraton tipi antrenman :Burada kısmen yavaş uzun mesafe koşular (Spor türüne göre yüzme de olabilir) söz konusudur.

b-İnterval antrenman:Aralı antrenman adı da verilen interval çalışma, sporcuların aerobik güçlerini en süratli geliştiren antrenman metodudur. İnterval çalışmanın dört temel unsuru vardır. Bunlar sırasıyla mesafe, ara, tempo ve tekrar sayısıdır. Kısaca MATT ile ifade edilir.  İnterval antrenman iki çeşittir.  
Bunlar extensiv (yaygın) internal ve intensiv (yoğun)interval.
c-Fartleks:Tempolu oynaş koşusu diye de adlandırılan bu antrenman şeklinde sporcular minimum 30-45 dakika arasında engebeli arazide, çeşitli çıkışlar, inişler yaparlar.

8-  Anaerobik enerji oluşumu nedir?
Organizmanın oksijensiz enerji oluşum sistemidir. İki bölümü vardır: ATP-CPli sistem (alaksit) ve laktik asitli sistem (laktasit). Tüm fiziksel aktiviteler sırasında önce kas hücresi içinde bulunan  hazır  ATP (adenozintrifosfat) devreye girer.  Daha  sonra eğer ortamda yeterli  oksijen yoksa enerji verici maddeler oksijensiz olarak yakılırlar. Bu işlem sonunda laktik asit (süt asidi) adı verilen bir yan ürün ortaya çıkar. İşte bu sisteme de laktik asitli sistem de laktik asitli sistem denir.

9- Anaerobik güç nasıl geliştirilir?
İnsan organizmasının anaerobik gücü genel olarak, aerobik güçten daha zor geliştirilen bir özelliktir. Burada temelde iki noktadan hareket edilir. Bu noktalar;supramaksimal (maksimalüstü) yüklenmeler ve tekrar metodudur. Özellikle supramaksimal (maksimalüstü) yüklenmeler ve tekrar metodu ile organizmanın laktik aside (süt asidi) olan dayanıklılığı artırılır. Bu yüklenmeler devamlı yüklenme yönteminden  daha kısa süreli,  fakat daha yoğundur.

10-  Steady state (hazır durum) nedir?
Steady state (hazır durum);bir fiziksel aktivite sırasında o fiziksel aktivite için gerekli olan enerjinin sağlandığı, alınan oksijen ile kullanılan oksijenin dengelediği durumdur. Fiziksel aktivite sırasında aktiviteye uyum için kalp vurum sayısında lineer (çizgisel) bir artış görülür. Bu artış eğer steady state (hazır durum) sağlanmış ise durulur, kalp vurum sayısı dengelenir ve değişiklikler minimale indirgenir. Burada alınan ve harcanan oksijenin dengelenmesi söz konusudur.  Genelde   fizyologlar tarafından organizmanın steady state (hazır durum) haline gelmesi, kalp vurum sayıları arasındaki farkın dakika 5in altına düşmesi olarak kabul edilir.  

11- Kalp vurum sayısı (nabız) nasıl sayılır?
Kalp vurum sayısı antrenman sırasında genelde iki noktadan alınır. Bu noktalar el bileğinde arterioradialis ve boyundaki arteriocarotistir. Kalp vurum sayısı normalde bir dakika süre zarfında  sıfırdan başlamak koşuluyla alınır. Ama antrenman pratiği içinde bir dakikalık sürede kalp vurum sayısında düşme görüleceğinden, genelde 10 veya 15 saniyelik sürelerle kalp vurum sayısı alınır. 10 saniye alındığında bulunan sayı 6, 15 saniye alındığında bulunan sayı 4 ile çarpılır. Burada unutulmaması gereken nokta  10 saniye alındığında + 6, 15 saniye alındığında +4 hata payı olacağıdır.  

12-  Hangi spor dalında, hangi enerji oluşumu etkindir?
Spor dallarında enerji oluşum sistemlerinin hangisinin etkin olduğu çeşitli araştırmacılarca ortaya konulmuştur. Kuşkusuz bir fiziksel aktivite sırasında tüm enerji oluşum sistemleri kullanır.  Ama burada önemli olan hangisinin etkinliğinin daha yoğun olduğudur. İşte bu aşamada spor dalları enerji oluşum yolları açısında çeşitli sınıflandırmalara ayrılmıştır. Süresel olarak değerlendirildiğinde,  bir dakika ve altında süren tüm aktivitelerde etkin olan enerji oluşum şekli anaerobik enerji oluşumudur.  Örneklemek gerekirse 100 m,  200 m 400 m, uzun atlama, yüksek atlama, sırıkla yüksek atlama. gülle atma, 50 m ve 100 metre yüzme, bisiklet pist yarışları, cirit atma, disk atma, çekiç atma, kayakta slalom ve iniş yarışları v. b gibi spor dalları da etkin olarak kullanılan enerji oluşumu anaerobiktir.  5. 000 m,  10. 000 m, 20. 000 m, maraton bisiklet yol yarışları, yürüyüş, kayak kros, kürek çekme v. b gibi spor dalları da aerobik enerji oluşumunun etkin olduğu dallardır. 
Futbol, basketbol, voleybol, hentbol gibi takım oyunları göz önüne alındığında, burada her iki oluşum sisteminin de etkinlikleri söz konusudur. Örneklemek gerekirse bir futbol, basketbol veya hentbolde hızlı hücum sırasında atılan deparlarda yoğun olarak anaerobik enerji oluşumu devrededir.  Ama bu deparların ardından geriye jog ile dönüşürler, savunma alanından hücum alanına geçişte paslaşmalar, süratli olmayan top sürmelerde aerobik enerji oluşumu   devrededir.  Sportif oyunlarda kullanılan enerji oluşum sistemleri iç içe geçmiştir. Birlikte kullanılır. Ama bu  takım  oyunlarını süresel olarak değerlendirdiğinizde 2 x 45 dakika süren bir fotbolun, 2 x 20 dakika süren bir basketbolun ve 2 x 30 dakika süren bir hentbolün aerobik etkinliğinin tartışılmaması gerekir.

13- Kaç çeşit kas vardır?
İnsan vücudunda üç çeşit kas vardır. Bunlar, düz kas, çizgili kas ve kalp kasıdır. Bunlardan düz kas, istem dışı çalışan kaslardır. Ve bu kaslar iç organlarımızın çevresinde yer alır. çizgili kaslar istemli olarak kasılan kaslardır. Kalp kası ise çizgili kas görüntüsünde olan, ama düz kas gibi çalışan özel bir kastır.

14- çizgili kaslar kaç çeşittir?
Vücudumuzda istemli olarak kasılan çizgili kaslarımızı oluşturan lifler,  beyaz ve kırmızı lifler olarak ikiye ayrılır.  Burada beyaz lifler, çabuk kasılan liflerdir ve FT veya Tip 2 diye adlandırılır. Ayrıca bu lifler kendi arasında da Tip 2 a veya Tip 2 b olmak üzere ikiye ayrılır. Bu lifler sürat ve kuvvet  geliştirmede önemli olan liflerdir, çabuk kasılır. Özellikle sıçrama, sürat koşuları gibi alanlarda etkilidir. Ayrıca süratli yavaş kasılan fibriller arasında bir geçiş şekli olan Tip 2 cden de söz edilmektedir.
Kırmızı lifler ise ST veya Tip 1 olarak adlandırılan lifllerdir. Bu lifler dayanıklılık lifleridir. Kısaca araştırmalarda sürat koşucularında beyaz liflerin, dayanıklılık koşucularında kırmızı lif sayılarının daha fazla olduğu görülmüştür.

15-Kas lifi sayısı artar mı?
Kas lifi sayısı doğuştan geldiği sayı ile devam eder. Kas antrenmana bağlı olarak belirli oranda enine kesitinde kalınlaşır. Kas kütlesi büyür. Buna hipertrofi adı verilir. Kütlenin büyümesi, her kas lifinin kalınlaşmasıyla, bu da miyofibril sayısının artmasıyla oluşur. Bunun yani hipertrofinin bir başka nedeni de belirli gerilim dalgası MSS (merkezi sinir sistemi)nin kasılmaya katılmasıyla görüldüğüdür. Hettingere göre her 2mc kas 6 kg ağırlık kaldırabilmektedir. Dolayısıyla kasın enine kesiti arttıkça üreteceği kuvvet de artmaktadır. Temelde kas lifi sayısı artmaz. A m a Goldberg ve arkadaşları 1975 yılında, kas lifinin enine kesitinin belirli bir değere geldikten sonra çatallandığını tespit etmişlerdir. Bu dallanmaya da hiperplazi adı verilmiştir

16-Kasların ortak özellikleri nelerdir?
Kasların  beş ortak özelliği vardır. Bu özellikler şunlardır:a. Uyarılabilme,   b. İletebilme c. Kasılabilme,  d. Elastik olma,  e. Viskoz kitle olmalıdır. Her canlı doku gibi  kaslar kendilerine yapılan uyarana yanıt verir. Bu yanıt kasılma şeklindedir. Genelde kaslar sinir yolu ile uyarılırlar. Ve bu uyarıyı iletebilme özelliğine sahiptir. Kasın kendisine gelen uyarılara yanıt verme şekli, kasılabilmedir. Kası istirahat uzunluğundan daha  öteye germeye çalışırken, bir direnç ile karşılaşırız ve kası gerip uzatan kuvvet kesildiğinde,  kas eski  boyuna döner. Bu elastikiyet özelliğidir.  Kas, şeklini değiştirmek isteyen kuvvete karşı, iç sürtünmelere bağlı bir direnç gösterir. Bu iki kuvvet arasında bir süre içinde denge oluşur. Bu kasın viskozite(akışkanlık) özelliğidir.

17-Kuvvet nedir?
Kuvvet tanımı çeşitli bilim alanlarında, değişik şekillerde yapılır. Sportif bağlamda bir direnci yenebilme kuvvet adı verilmektedir.

18-Kaç çeşit kuvvet vardır?
Üç çeşit kuvvet vardır. Bunlar maksimal (birim kuvvet, kaba kuvvet, temel kuvvet),  çabuk kuvvet ve de kuvvete devamlılıktır.

19-Maksimal kuvvet nedir?
Maksimal kuvvet bireyin bir seferde üretebileceği en büyük kuvvet miktarıdır. Bir başka deyişle nöromüsküler (sinir-kas) sistemin istemimizle kasılması sonucu kaldırılabilecek en büyük ağırlığın kaldırılmasıdır. Maksimal kuvvet, sprint ve büyük sıçramalarda sürat ile birleştirilebildiği gibi, kürek sporunda dayanıklılıkla da birleştirilebilir.

20-Maksimal kuvvet nelere bağlıdır?
Maksimal kuvvetin büyüklüğü genelde beş faktöre bağlıdır. Bu faktörler sırasıyla şunlardır:
a. Kasın fizyolojik kesitinin büyüklüğü, b.  İnter-müsküler koordinasyon (yapılan hareketlere katılan kaslar arasındaki koordinasyon), c.  İntra-müsküler koordinasyon (kas içi koordinasyon), d. Kas fibril türü (FT dominant-baskın-olanlar daha fazla kuvvet üretir),   e.  Motivasyon

21-çabuk kuvvet nedir?
çabuk kuvvet,  en kısa sürede oluşturulabilen en büyük kuvvettir. Ya da nöro- müsküler (sinir-kas sistemi) sistemin bir direnci en kısa sürede yenebilme yeteneğidir. Bir kişinin vücudunun farklı bölümleri, farklı çabuk kuvvet üretir.  

22-çabuk kuvvet nelere bağlıdır?
çabuk kuvvet şu faktörlere bağlıdır: a. İntra-müsküler koordinasyon   (kas içi koordinasyon), b. Aktif hale getirilebilen liflerin kasılma hızına (burada aktif halr gelen liflerdeki FT-hızlı kasılan ve ST, yavaş kasılan lif oranları önem taşımaktadır), c.  Devreye giren kas liflerinin kasılma kuvvetine.  Burada patlayıcı kuvvet ve çabuk kuvvet karıştırılan kavramlardır.  Ama birbirleri ile yakın ilişkisi olan kavramlardır. Patlayıcı kuvvetin, çabuk kuvvetle yakın ilişkisi vardır. Patlayıcı kuvvet mümkün olduğu kadar dikey artışı sağlayabilme yeteneğidir. Burada birim zamandaki kuvvet artışı gündemdedir.

23-Kuvvette devamlılık nedir?
Kuvvette devamlılık, bir ağırlığın uzun süre kaldırılabilme yeteneğidir. Bir başka deyişle, uzun süre devam eden kuvvet uygulamalarında organizmanın yorgunluğu yenebilme, yorgunluğa karşı koyabilme yeteneği de denebilir

24-Kuvvette devamlılık nelere bağlıdır?
Kuvvette devamlılıkta iki ana faktör etkindir. Bu  faktörler sırasıyla şunlardır:a.  Uyarının şiddeti ve uyaranların kapsamı b.  Kassal yorgunluk.

25-İzometrik kas kasılması nedir?
İzometrik kas kasılması,  kas boyunun sabit kaldığı bir kasılmadır. İzo;eşit,  metrik;uzunluk demektir.  Bu tür kas kasılmasında kasın boyu  sabit kalırken, tonusu(gerimi) artmaktadır. Buna statik kas kasılması adı verilir. Örnekleme gerekirse, ayakta dik durma, yerçekimine karşı (antigrativite)kaslarının izometrik kasılması ile gerçekleşir.  Sabit bir duvarı itmeye çalışma da bu kasılma türüne bir örnektir. Sportif aktiviteler içinde izometrik kasılmaların en yoğun görüldüğü spor dalı güreştir.  

26-İzotonik kas kasılması nedir?
Bu kasılma şeklinde kasın boyu değişirken, gerimi sabit kalmaktadır. Burada izo;eşit, tonik;gerim,  demektir.  Bu kas çalışmasında kas boyu kısalır (konsantrik) ve uzar (eksantrik).  Dinamik kas kasılması da denir. Hareketin hızı değişebilir.  

27-Eksantrik kas kasılması nedir?
Eksantrik kas çalışması sırasında kasın boyu uzar. Örneklemek gerekirse;barfikste kendini yukarı çeken kişinin yer çekimi etkisiyle bir süre sonra aşağıya sarkmaya başlamasında biceps kası (pazu kası) açılarak (boyu uzayarak ) çalışır.

Yani eksantrik kasılma,  uzayarak bir kas çalışmasıdır. Ve kasın boyu değiştiği için izotonik bir kasılma şekli olduğunu da söyleyebiliriz.  Eksantrik  kasılma için bilim dünyasında iki ayrı görüş vardır Genelde egzersiz fizyologları, eksantrik kasılmayı bir izotonik kasılma olarak değerlendiremez. Onlara göre kasılma olabilmesi için kayan filamanlar teorisine göre, kasın boyunun kısalması gerekmektedir. Egzersiz fizyologları böyle düşünürken, spor bilimcileri de bunun tersini düşünmektedir. Spor bilimcilere göre de kasın boyu değiştiği için, bu kasılma da izotonik bir kasılma şeklidir. Bu çalışmalarda daha hızlı bir kuvvet gelişimi sağlanır.

28-Konsantrik kas kasılması nedir?
Dinamik bir kasılma şeklidir. Kasın tonusu (gerimi) sabit kalırken boyu kısalmaktadır. Yani kısalarak bir çalışmadır.  Bir ağırlığın yerden yukarıya kaldırılması,  bu kasılma türüne basit bir örnektir. Kas boyu değiştiği için konsantrik kasılma da bir izotonik kasılma şeklidir.

29-İzotonik kas kasılması nedir?
İzotonik kasılmada tüm haraket genişliği içinde sabit bir hız ve maksimal gerimin sağlandığı bir kas çalışması görülür. Bu durumda hız sabit kalır ve kaslara binen yük değişir.
İzokinetik kasılma özel aletlerle sağlanır. Mini-Gym veya Cybex aletleri değişik açılarda, sabit bir hız ile izokinetik kasılma yaptırabilen aletlerdir.

30-Oksotonik kasılma nedir?
Bu kasılma  kompleks bir kasılma çeşididir. Oksotonik kasılmada  ilgili kas grubu önce izotermik  sonra konsantrik ve eksantrik kasılır. Yani üçü birlikte görülür. Oksotonik kasılma, eksatrik ve konsantrik   kasılmaların peşi sıra veya kombine olarak kasılmasıdır.

31-Kuvvet nasıl geliştirilir?
Kuvvet gelişimi tekrar ve interval yöntemleriyle sağlanır. Bu yöntemlerden bazıları, serbest ağırlık  ile çalışma (free weight training), ağırlık makinelerinde (weight machine) çalışmadır. Bu çalışmalarda mutlaka bir uzman tarafından program hazırlanmalıdır. Tekrar yöntemi ile interval yöntemi;dairesel  (circuit) antrenman, setler (klasik halterci çalışması) halinde ve diğer bazı özel organizasyonlar şeklinde düzenlenebilir.

Ağırlık çalışmalarına başlarken, ağırlık çalışmalarına hazırlık çalışmaları yapılmalıdır En az7-8 antrenman yapılacak bu çalışmaların ardından kaba kuvvet(birim kuvvet, maksimal kuvvet, temel kuvvet ) çalışmalarına geçilebilir.  Bu çalışmaları çabuk kuvvet  çalışması ve kuvvet devamlılık çalışması izlemelidir.

32-Ağırlık çalışmalarında nelere dikkat edilmelidir?
Ağırlık çalışmaları sırasında bazı konulara dikkat edilmelidir. Eğer bu konulara dikkat edilmez ise sporcuların sakatlanma risklerinin artması söz konusudur. Ağırlık çalışması öncesi mutlaka iyi bir ısınma ve stretching (germe) çalışması yapılmalıdır.  çalışmalar sırasında eğer serbest ağırlık ile çalışılıyorsa, öncelikle ağırlık tutma şekli, soluk alıp verme gibi ayrıntılarıyla teknik öğretilmelidir. Serbest ağırlıkların bağlantı ve sıkıştırma yerleri her kaldırma öncesi kontrol edilmelidir. Ağırlık çalışmaları sırasında sporcuların birbirlerine kesinlikle şaka yapmaları engellenmelidir.  

33-Sürat nedir?
Fizyolojik açıdan sürati değerlendirdiğinizde ;sinir sisteminin hareketlilik temeline bağlı olarak kas isteminin  hareketleri en kısa zaman içinde yapabilme yeteneğidir. Ve sürat, kuvvet ile direkt bağlantı bir özelliktir. Bir başka deyişle hareket uyaranı ile uyaranın kesilmesi arasındaki hızlı değişim sonucu kas sistemi amaca uygun yüksek bir hareket frekansı oluşturur. Bu hareketlere ancak uygun kuvvet uygulanmasıyla erişilebilinir. Sürat, çok yönlü ve karmaşık bir özelliktir. Antrenman bilimindeki en karmaşık konuların başında gelmektedir. Bu konuda yapılacak çalışmalarda mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.

34-Sürat nasıl geliştirilir?
Kuvvet olmaksızın sürati geliştirmek olası değildir. Sporcunun sürati geliştirilmek isteniyorsa kuvvetin geliştirilmesi gerekir. Süratin artımı için maksimal hareket sürati ve maksimal kuvvetin artırılması gerekmektedir.  Unutulmaması gereken, maksimal hareket süratinin geliştirilmesi olağanüstü güç iken,  kuvvetin geliştirilmesinin kolaylılığıdır. Sürat üç ana öğeye ayrılır. Bunlar  a. Reaksiyon zamanı,  b.  Hareket sürati (her bir hareketin sürati) ve  c. Hareket frekansı (temposu). İşte  bu noktada süratin geliştirilmesi sürati oluşturan bu öğelerin her birinin ayrı ayrı geliştirilmesi ile sağlanır.   

35-Dayanıklılık nedir?
Dayanıklılık kavramı için çeşitli tanımlamalar söz konusudur. Genel olarak, yorgunluğa karşı direnme niteliği ya da yorgunluğa dayanabilme gücü olarak değerlendirilir. Jonatha göre dayanıklılık, çalışmanın kalitesini düşürmeksizin durağan(statik) ya da dinamik bir yüklenmeyi, olabildiğince uzun süre yapabilme yeteneğidir. Simkine göre ise dayanıklılık, insanın güç yeteneğini koruyabildiği sürenin uzatılması, bir çalışmanın ya da dış çevrenin elverişsiz koşullarının  etkisine rağmen yorgunluğa karşı organizmanın artırılmış direnme gücüdür.  Dayanıklılık için uzmanlarca çeşitli sınıflandırmalar ve gruplandırmalar yapılmış.  Bunlardan ilki, enerji oluşum sistemleri açısından değerlendirmedir. Burada dayanıklılık,  aerobik (oksijenli) dayanıklılık ve anaeorobik (oksijensiz) dayanıklılık diye ikiye ayrılmaktadır.  Bir diğer sınıfladırma da Harreye göre süresel açıdan yapılmıştır. Bu da kısa orta ve uzun süreli dayanıklılıktır.  Son olarak da dayanıklılık, temel ve özel dayanıklılık olarak değerlendirilmiştir.  

36-Dayanıklılık nasıl geliştirilir?
Dayanıklılığın geliştirilmesine yönelik antrenman yöntemleri üç ana başlık altında toplanabilir.
a. Devamlı yükleme yöntemleri,  b.  İnterval (aralı) yüklenme yöntemleri (intensiv/yoğun ve ekstensiv/yaygın interval olarak da ikiye ayrılır),  c. Yarışma ve kontrol yöntemleri. Bu üç yöntemin her biri değişik şekilde organize edilerek kullanılır.

37-  Koordinasyon nedir?
Koordinasyon, amaca yönelik bir hareketle iskeletle kasları ile merkezi sinir sisteminin uyum içinde çalışması. etkileşimidir. Koordinasyon, bir sınıflama şekline göre genel ve özel koordinasyon olarak ikiye ayrılır. Burada genel koordinasyon, bir kişinin hangi spor dalıyla uğraşırsa uğraşsın çeşitli hareket becerilerini kazanmasıdır. Özel koordinasyon ise bir spor dalında çeşitli ve bir seri hareketin hızlı, akıcı ve uyumlu bir şekilde yapılmasıdır.  

38-çabukluk nedir? 
çabukluk, kasların mümkün olan en kısa zamanda dış dirençlere vücut, ya da vücudun bir kısmının direncine rağmen eklemleri harekete geçirebilme özelliğidir. Yani çabukluk veya çeviklik ile bütün motorik davranışların kondisyonel ve koordinatif kalitesi anlatılmaktadır.

39-  Beceri  nedir?
Beceri, iş yapana nispeten daha az bir eforla daha fazla iş yapma olanağı sağlar. Beceri daha ziyade değişik kas grupları arasında iyi bir koordinasyon sağlanır. Yani beceride, inter müsküler (kaslararası) koordinasyon önemlidir. Kassal bir işin kolaylıkla yapılması becerikli bir hareket özelliğidir.  Becerili bir vücut  hareketinde merkezi sinir sisteminden (MSS) kaslarda emirler entegre hareketleri doğru ve iyi bir şekilde yaptıracak miktar ve de sırada gelir.  Yeni hareketler karşısında insan aşırı duyarlılık ve aşırı aktivite gösterebilir. Fakat pratik yapa yapa hareketleri kontrole yardım eden aktif inhibitör (engelleyici, bastırıcı) bir kuvvet gelişir ve bu hareketler daha direkt ve etkili olmaya başlar.  Beceri, özünde hareket aygıtı bölümlerinin hassas motor (hareketsel)davranışlardaki koordinasyon kalitesini anlatır.

40-Hareketlilik nedir?
Spor biliminde hareketlilik kavramı, ya da hareket genişliği Harreye göre insanın hareketleri açısal değer olarak büyük bir genişlik içerisinde yapabilme yeteneği olarak tanımlanabilmektedir.  D. Martin ise bu kavramı,  eklemlerin her yönde optimal (en uygun) hareket edebilme yeteneği olarak tanımlar.  Spor  pratiğe hareketlilik çoğu kez değişik alıştırmalarda belirli hareket büyüklüğü standartları olarak ele alınır Örneklersek, otururken,  dizleri bükmeden gövdeyi öne doğru götürüp, eller ile ayak burunlarına değmek.  Genelde  spor dünyasında esneklik ve hareketlilik kavramları karıştırılır. Burada esneklik,  hareketliliğin bir parçasıdır. Esneklik salt kasla ilgilidir. Hareketlilik ise eklemlerin, kasların,  bantların ve kirişlerin belirlediği bir ortam içerisinde ve nöro fizyolojik yönlendirme süreciyle belirlenir.

41-Hareketliliğin spordaki önemi nedir?
Hareketlilik gerek  nitelik (kalite) gerekse nicelik (kantite) bakımından iyi  bir hareketin ortaya koyuluşunda temel ön şartı oluşturmaktadır. Eklemlerdeki yetersiz hareketlilik,  beraberinde şu sorunları getirir:
a-      Belirli hareket becerisini kazanmak imkansızlaşır ve hareket öğrenimi yavaşlar.
b-     Sakatlanma riski artar. Kondisyonel ve koordinatif gelişim yeteneği yavaşlar, bu özelliklerden tam yararlanılmaz.
Dayanıklılığın önemli olduğu spor dallarında hareketlilik yüksek düzeyde hareket ekonomisi  sağlar. Sürat açısından da sınırlı bir hareket genişliği yani hareketliliğin yeterli olmaması, çoğu kez hareket süratinde, ivme yolunu kısaltıp, dezavantaj sağlar.  

42-Süper kompenzasyon(Fazla tamlama) nedir?
Bir fiziksel aktivite sırasında, insan organizması içindeki çeşitli maddeler kullanılmaya bağlı olarak  eksilir.  Jakowlewe göre fiziksel aktivite sırasında oluşan bu eksilmenin,  aktivite ardından tamamlanması eksilenden daha fazla olmaktadır. Bu olaya süper kompenzasyon (fazla tamlama) adı verilir.

43-Circuit training (Dairesel çalışma )nedir?
Circuit training, gerek formel (o spora özgü) gerekse genel motorik özellikleri geliştirici (informel) çeşitli istasyonların arka arkaya  dizildiği, belirli süre dizildiği, belirli süre dinlenmeyi içeren kuvvet gelişimine yönelik bir çalışma şeklidir.  Genelde 8-12 istasyondan oluşan bir sıralama içindedir. İstasyon sayısı, yaş, geliştirilmek istenen özellik ve güç düzeyi göz önüne alınarak seçilir.
İstasyonlardaki çalışma süresi 20 ile 40 saniye arasındadır İstasyonlar arasındaki dinlenme süresi sporcuların güç düzeyine, amaca göre ayarlanır. Burada dinlenme süresi 1:1 (yani yüklenme süresi kadar dinlenme süresi), 1:1. 5 veya 1:2 gibi ayarlanır.  Dairesel çalışma özellikle kuvvette devamlılık veya genel kuvvet çalışmalarında kullanılır.                      

44-Yükseklikte sportif performans nasıl etkilenir?
Deniz seviyesinden yukarılara çıkıldıkça, hava basıncı azalır. Doğal olarak da havanın içindeki oksijen miktarı düşer. İnsan organizması bu koşullara, kalp vurum sayısı ve soluk alma sayısını artırarak adapte olmaya çalışır. Yaklaşık üç haftalık bir sürede bu oksijen azlığına bağlı olarak ortaya çıkan hipoksi,  birtakım mekanizmaları uyararak kandaki hemoglobin miktarının artmasını sağlar. Böylece kandaki hemoglobin miktarının artmasını bağlı olarak, kalp vurum sayısı ve soluk alma sayısı eski haline döner. Bu durum belirli bir süre için sporcu normal seviyeye inince, özellikle dayanıklılık gerektiren durumlarda avantaj sağlar.   

45-Yükseklik çalışmasının yararı var mıdır?
Eğer  bir takım tüm sezonu göz önüne alıp, yükseklik çalışması yapmaya çıkmış ise bunun hiçbir yararı yoktur. çünkü, üç haftalık süre içinde yüksekliğe adapte olan ve hemoglobin miktarını artıran  organizma, deniz düzeyine inince;yeniden deniz düzeyinin koşullarına adapte olur.   Doğal olarak da hemoglobin miktarı eski düzeyine döner.  Bir  tek maç yapılacak ise (o maç deniz düzeyine inildiğinde kimi araştırmacılara göre ilk üç dört gün içinde ;kimilerine göre de ilk altı yedi gün içinde yapılmalıdır) o zaman bir avantaj söz konusu olabilir. Bu arada bu tür bir dağ kampının tüm sporcuları bir arada tutma, gün boyu o branşa yönelik teorik çalışma yapma olanağı  ve de yaz  sıcağından belirli oranda kurtulma olanağı sağladığı göz önüne alınmalıdır. Bunların dışında başka bir şey beklemek, kendini aldatmadır.  

46-Sporcunun nabzı neden düşüktür?
Fiziksel aktivitenin kardiyo-vasküler (kalp-damar) sistemi üzerine yapmış olduğu olumlu etki (adaptasyon) nedeniyle sporcunun nabız sayısı düşüktür. Bu noktada düzenli fiziksel aktivite, sporcuda kalp kasının gelişmesine ve sol ventrikülün (karıncık) büyümesine neden olur.  Bu da beraberinde kalbin bir seferde  vücuda pompaladığı kan miktarının artmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla pompalanan miktar arttığı için, pompalama adedi  azalmış olur.  

47-Nabız maksimum kaça kadar çıkar?
Pratikte kişinin maksimum nabız sayısı Hollmana göre 220 sayısından yaşının çıkartılması ile elde edilir. Burada 220 doğum öncesi çocuğun eristiği nabız sayısıdır.  Örneklersek, 25 yaşındaki bir sporcunun nabız sayısı yaklaşık 195‘e kadar çıkabilir.  

48-Overtraning (Sürantrenman )nedir?
Süratrenman daha  ziyade psişik olan, antrenman periyodunun genelde sonlarına doğru oluşan  kronik (uzun süreli) bir yorgunluğun ifadesidir. Burada kassal faktörlerle birlikte, sinirsel ve psişik faktörler de etkilidir.  

49-Sürantrenman belirtileri nelerdir?
Sporcuların sürantrene durumlarında şu belirtiler  görülür: Sporcu huzursuz hale gelir.  çabuk yorulur.  Baş ve sırt ağrılarından şikayet eder.   çok terleme olur. Nefes darlığı görülür. Düzensiz uyku durumu ortaya çıkar. Yarışma arzusu azalır. İştah azalır. Kilo kaybı gündeme gelebilir.  Sabahları taşikardi görülür, yani nabız sayısı artar.  

50-Sürantrenman nasıl önlenir?
Burada antrenör mutlaka  spor hekimi ile işbirliği yapmalıdır. Antrenman dozu iyi ayarlanmalı,  öncelikle yoğunluk düşürülmeli, uyku düzene sokulmaya çalışılmalı, beslenmeye dikkat edilmelidir.  Antrenman sezonu sporcu için cazip şekle getirilmelidir. Arada sırada program dışı izinler verilmeli veya değişik aktiviteler gündeme getirilmelidir.  

51-Sürantrenman  nasıl tedavi edilir?
Burada en iyi ilaç antrenman sayısı azaltmak, belirli antrenmanları iptal etmektir.  Bununla beraber değişik ortamlarda yürüyüş ve değişik aktiviteler yapılmalıdır. Mutlaka bir spor hekimi ile işbirliği yapılmalıdır.  

52-Sigaranın performansa zararı nedir?
Sigara insan sağlığına verdiği zararların dışında performansı da olumsuz yönde etkiler. Özellikle dayanıklılık içeren sporlarda, sigaranın zararı ve performansa olumsuz etkisi daha belirgindir.  Sigara içindeki nikotin, akciğer alveollerinin (hava keselerinin) tam olarak şişmesini sağlayan surfaktan isimli maddenin salgılanması azaltır.
Bu da alveollerin tam olarak  şişmesine ve de oksijen ile çevresindeki kapiller (kılcaldamarlar) içindeki kanın, birleşme oranını;yani oksijen taşıma kapasitesini düşürür. Ayrıca, sigara dumanında yüzde 4 oranında bulunan karbonmonoksit de, hemoglobin ile oksijenden daha kolay birleşebildiği için kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır.  Sigaranın damar sertliği ve böbrekler üzerinde yıkıcı etkileri de saptanmış gerçeklerdir.

53-Rejenerasyon (Normale dönme, toparlanma) nedir?
Bir fiziksel aktivite sırasında organizmanın homeostasis adı verilen iç dengesi bozulur. Aktivitenin şiddeti ve süresine göre dinlenik durumdaki organizmanın çeşitli değerleri (kalp vurum sayısı, tansiyon, soluk alma sayısı, kan phsı v. d leri) değişiklikler gösterir. Fiziksel aktivite bitince de bu değerlerin her biri farklı sürelerde normale yani dinlenik durumdaki değerlere dönerler. İşte, bu olaya normale dönme, toparlanma veya rejenerasyon adı verilir. Burada normal süresi yapılan fiziksel aktivitenin şiddeti ve süresine göre değişir. Ayrıca, dinlenme şekli ve kondisyon düzeyi de bu süreyi etkiler.  Literatürler göstermiştir ki aktif dinlenme, normale dönme veya toparlanma süresinde kısaltmaktadır.

54-Sporcunun cinsel yaşamı nasıl olmalıdır?
Cinsel yaşantıya bakış açısı toplumdan topluma değişen değerler taşır. Genel olarak muhafazakar  toplum yapımız içinde sporcuların eğitilmediği ve kafalarında her zaman bir soru işareti şeklinde kalan konulardan birisi de cinsel yaşantılarıdır.  Bu konuda bilgi dağarcığı spor dallarına göre büyük farklılıklar gösterir. Ve birçok sporcu bu konuyu deneyimli sporcu ağabeylerinin öğütleri çerçevesinde değerlendirir.

Bu konuda yapılan araştırmalar bir cinsel ilişki sırasında harcanan enerji değerinin, birkaç basamak merdiveni hızlı çıkmaya eşdeğerde olduğu yolundadır. Cinsel birleşme sırasında kalp  vurum sayısı yaklaşık 100-120 arasında olmaktadır. Eğer bir örnekleme yapmak gerekirse, cinsel ilişki sırasında gereken tüm enerji, 100 metre sprint koşusu kadar gerekli bir enerjidir. Dolayısıyla cinsel ilişkiden sonra yeterli  toparlanma süresi verilirse, fizyolojik açıdan bir zararı olmayacağı ortadadır. Ayrıca araştırmalar yarışmadan 24 saat önce ve 24 saat sonra cinsel ilişkinin herhangi bir fizyolojik soruna yol açmadığını gösterir.   

55-Sportif teknik nedir?
Sportif teknik, en engel anlatım tarzıyla belirli bir sportif hareketin amacına en uygun ve en ekonomik şekilde gerçekleştirilmesidir. Djackov,  sportif teknikteki mükemmelliği şöyle tanımlamaktadır: En zor yarışma koşulları altında sportif alıştırmanın hareket yapılarını ekonomik ve mükemmel şekilde  yapabilmek ve maksimal verime ulaşmak  

56-Sportif taktik nedir?
Zech’e göre sportif taktik,  bireysel ve takım yarışmalarında kendi rakibin performansı ile çevre koşulları üzerine kurulmuş planlı davranışlardır.  

KAYNAKLAR
1-Açıkada, C;Ergen, E:
Bilim ve Spor. Büro-Tek Matbaası. Ankara. 1990
2-Akgün, Necati:
Egzersiz Fizyolojisi. Ege Üniversitesi Matbaası. II.  Baskı. 1991
3-Astrand, P. O;Rodahl, K:
Textbook of Work Physiology. Mc Graw Hill Book Company.  3. Edition. pp1-5 1986
4-çolakoğlu, H:
Antrenman Bilgisi Ders Notları. Manisa. 1982
5-Devries, A. H:
Physiology of Exercise. Wm. c. Brown Company Publishers.  Dubuque,  lowa.  1980
6-Dündar, U:
Antrenman Teorisi. Onlar Ajans. 1994
7-Fleck, J. S;Kraemer, J. W:
Designing Resistance Traning Programs. Human Kinetics Books.  1987
8-Fox, L. Edward:
Sports Physiology. CBS  College Publishing. 1984
9-Harre, D:
Principles of Sports Traning. Sportverlag Berlin. 1982
10-Morehouse, E. L;Miller, T. A:
Egzersiz Fizyoloji. C.  V Mosby Com. çev:Necati Akgün.  Ege Üniversitesi Matbaası. Bornova. 1973
11-Muratlı, S:
Antrenman Bilgisi Ders Notları. 1992
12-Muratlı, S:
Yüksek Lisans İleri Antrenman Bilgisi Ders Notları. 1992
13-Muratlı, S:
çocuk ve Spor Bağırgan Yayımevi. Ankara. 1997
14-Prokop, L:
Spor Hekimliği Giriş. Hekim Sporcu ve Antrenörler için 3.  Düzenlenmiş baskı.  BayerTürk Kimya  San Ltd.  Şti.  İstanbul. 1983
15-Yaman, M;çoşkuntürk, O. S:
Sportif Performans Sınırları. Ankara. 1992

Profesyonel Spor Kulüplerimizin Telefon ve Adresleri

Külüp isimleri şehir sırasına göre sıralanmıştır.

ADANASPOR A.Ş.  Bank Asya 1. Lig (322)2472510 (322)2472100  BELEDİYE EVLERİ MAH. 276 SOKAK OSMAN YEREŞEN SPOR TESİSLERİ�
ADANA DEMİRSPOR  TFF 2. Lig (322)4579488 (322)4579487 KURTULUŞ MAH. 64024 SOK. OSKAR MÜZÜKOL YANI SEYHAN/ADANA
CEYHANSPOR  TFF 3. Lig (322)6137342 (322)6137342  İSTİKLAL MAH. HAYDARALİYEV BUL OTOGAR ÜSTÜ NO:38 CEYHAN
ADIYAMANSPOR  TFF 2. Lig (416)2271752 (416)2270111  YENİ SANAYİ MAH. GENÇLİK MRK.
AFYONKARAHİSARSPOR  TFF 2. Lig (272)2142933 (272)2143311  İSTASYON CAD.ATATÜRK STADYUMU ARKASI AFYONKARAHİSARSPOR TES.
AKSARAYSPOR  TFF 3. Lig (382)2175966 (382)2175966  FATİH MAH.GÜR EĞİTİM MERKEZİ AKSARAY
ANKARASPOR A.Ş.  Turkcell Süper Lig (312)4359686 (312)4352393  ATAÇ 1 SOKAK NO:4 SIHHİYE/ANK�
GENÇLERBİRLİĞİ  Turkcell Süper Lig (312)2153000 (312)2212125  İLHAN CAVCAV TESİSLERİ ÇİFLİK CAD NO:30 BEŞTEPE/ANKA
HACETTEPE SPOR  Turkcell Süper Lig (312)2236989 (312)2127699 EMEK MAHALLESİ 8. CAD. 58. SOK NO:30/A EMEK/ANKARA
MKE ANKARAGÜCÜ  Turkcell Süper Lig (312)2158794 (312)2120611  SİLAHTARLAR CAD.ÇARŞIYOLU SOK. GAZİ MAH / ANKARA
BUGSAŞ SPOR  TFF 2. Lig (312)2071729 (312)2071028 KONYA YOLU ÜZERİ AŞTİ İŞLETMES İDARİ KATNO:10/A YENİMAHALLE
ETİMESGUT ŞEKERSPOR A.Ş.  TFF 2. Lig (312)2456201 (312)2456212  E.MESGUTŞEKER TESİS.ETİLER MAH ANKARA ŞEKER FAB.İÇİ ETİMESGUT
TÜRK TELEKOMSPOR  TFF 2. Lig (312)3970909 (312)3971616  ANADOLU BULVARI ÇAMLICA MAH. MACUNKÖY
ANKARA DEMİRSPOR  TFF 3. Lig   (312)211 14 69 ANADOLU BULVARI BEHİÇBEY ANKARA
KEÇİÖREN BLD.  TFF 3. Lig (0312)360 91 71  (312)360 17 39 KUYUBAŞI FATİH STADI BURSA CAD NO:2KEÇİÖREN
KEÇİÖRENGÜCÜ  TFF 3. Lig (312)3812811-12 (312)3808606  AKTEPE SPOR TESİSLERİ 2.CADDE KEÇİÖREN
PURSAKLARSPOR A.Ş.  TFF 3. Lig (312) 527 15 89 (312) 328 97 39 FATİH MAH. YAVUZ BULVARI ŞANTİYE SOK. NO:1/2 PURSAKLAR
ANTALYASPOR A.Ş.  Turkcell Süper Lig (242)2370881 (242)2374951  MELTEM MAH. HASAN SUBAŞI SPOR TESİSLERİ
ALANYASPOR  TFF 2. Lig (242)5225145 (242)5225145  SARAYMAH. SPORCAD ZİMBİTLİK MEVKİ ŞOFÖRLER ODASI KARŞ
AYDINSPOR  TFF 3. Lig (256)219 18 85 (256)219 30 99  MİMAR SİNAN MAH. M. YILMAZ SPOR KOMPLEKSİ EFEKENT
NAZİLLİ BELEDİYESPOR  TFF 3. Lig (256)3161562 (256)3161534  ESAT ERGÜLER SPOR TESİSLERİ YENİ SANAYİ MAH. 34 SOK.NO:158
BALIKESİRSPOR  TFF 3. Lig (266)2391235 (266)2391245 ESKİ KEPSUT YOLU A.H.PAŞA SPOR KOMPLEKSİ YANI�
BANDIRMASPOR  TFF 3. Lig (266)721 47 86 (0266)7214789 BANDIRMASPOR SOSYAL TESİSLERİ ASFALTI
BATMAN BELEDİYESPOR  TFF 3. Lig (488)2132755 (488)2132755  BELEDİYE HİZMET BİNASI SPORMÜ KAT:5 NO:505
BATMAN PETROLSPOR  TFF 3. Lig (488)2145696 (488)2145696  T.P.A.O. BÖLGE PETROL SPOR KULÜBÜ
BOZÜYÜKSPOR  TFF 2. Lig (228)3155400 (228)3151263  KASIMPAŞA MAHALLESİ STAD. CAD. NO:16 11300 BOZÜYÜK

BELEDİYE BİNGÖLSPOR  TFF 3. Lig (426)2140516 (426)2140516 ESKİ BELEDİYE HİZMET BİNASI KAT:2 NO:28
BOLUSPOR  Bank Asya 1. Lig (374)2151360 (374)2159515 KARAÇAYIR MAH.MURAT CANBAŞ CD. BOLUSPOR TESİSLERİ
BURSASPOR  Turkcell Süper Lig (224)4441963 (224)4136306 ÖZLÜCE TESİSLERİ İZMİR YOLU ÖZLÜCE KAVŞAĞI 4.KM NİLÜFER
BURSA NİLÜFERSPOR A.Ş.  TFF 3. Lig (224)2610070 (224)2610053 ALAŞAR MAH ÇAĞLAYAN YOLU NO:2 OSMANGAZİ
İNEGÖLSPOR  TFF 3. Lig (224)7153357 (224)7111476  BURHANİYEMAH KAVAKLARALTI MEVK İNEGÖLSPOR SOS.TES. İNEGÖL
M.KEMALPAŞASPOR  TFF 3. Lig (224)6122296 (224)6122296  ORTA MAH. ŞÜKRÜ ERDEM SPOR TESİSLERİ
ORHANGAZİ GENÇLERBİRLİĞİ  TFF 3. Lig (224)5740570 (224)5740570 GÖL SPOR TESİSLERİ ORHANGAZİ�
ORHANGAZİSPOR  TFF 3. Lig (224)572 47 83 (224)572 47 82 GÖL SPOR TESİSLERİ ORHANGAZİ
OYAK RENAULTSPOR  TFF 3. Lig (224)2194536 (224)2413410  ORGANİZE SAN.BÖLGESİ MAVİ CAD. NİLÜFER
DARDANELSPOR A.Ş.  TFF 2. Lig (286)2136868 (286)2171555  BARBAROS MAH. DENİZ SOK. NO:1

ÇANKIRI BLD.SPOR  TFF 2. Lig (376)2134130 (376)2132022  BELEDİYE SARAYI KAT:5�
ÇORUMSPOR  TFF 2. Lig (364)2230410 (364)2230411 HAMİT KAPLAN CAD DR TURHAN KILIÇOĞLU STADI 5/6
DENİZLİSPOR  Turkcell Süper Lig (258)2659014 (258)2659891 KENAN EVREN BULVARI NO:9 DENİZLİ
DENİZLİ BELEDİYESPOR  TFF 2. Lig (258)3773501 (258)3773523 BAHÇELİEVLER MAH BAHÇELİEVLER CAD NO:8 İTFAYE ÜZERİ
DİYARBAKIRSPOR  Bank Asya 1. Lig (412)2247580 (412)2246146  PROFSELAHATTİN YAZICIOĞLU CADN YILDIZ SOK ALİGAFFAROKKAN TES
DİYARBAKIR B.Ş.BLD.DİSKİSPOR  TFF 2. Lig (412)2232703 (412)2232703  DİYARBAKIR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE SARAYI DİSKİSPOR
BAĞLAR VURALSPOR  TFF 3. Lig   0412 252 42 54 VALİ AHMET CEMİL SERHADLI TESİ SENTO CAD BAĞLAR
DİYARBAKIR KAYAPINAR BLD.SPOR  TFF 3. Lig (412)2512452 (412)2512452 KAYAPINAR BELEDİYESİ�
DÜZCESPOR  TFF 3. Lig   (0380)523 19 67 KÜLTÜR MAH. MANSUR BAYRAM CAD. NO:8 KAT:1
ELAZIĞSPOR  TFF 2. Lig (424)2479556 (424)2479557  ELAZIĞSPOR KULÜBÜ SOSYAL TES. MALATYA CAD SÜRSÜRÜ MAH 385
ERZİNCANSPOR  TFF 3. Lig (446)2251718 (446)2251090  ÇEVREYOLU ÜZERİ ŞEKER FAB.YANI ERZİNCANSPOR TESİSLERİ�
ERZURUMSPOR  TFF 2. Lig   (442)2345612 HAVAALANI YOLU ÜZERİ ERZURUMSPOR TESİSLERİ
ESKİŞEHİRSPOR  Turkcell Süper Lig (222)3229890 (222)3230617 VALİ HANEFİ DEMİRKOL TESİSLERİ ÇEVREYOLU POLİSEVİ YANI 

GAZİANTEPSPOR  Turkcell Süper Lig (342)3222000 PBX (342)3222069 CELAL DOĞAN TESİSLERİ DÜLÜK BABA ORMANLARI GİRİŞİ
GAZİANTEP B.Ş. BLD.SPOR  Bank Asya 1. Lig (342)2111240 (342)4481101  PANCARLI MEVKİİ ALLEBEN GÖLETİ GASKİ SPOR TESİSLERİ ŞAHİNBEY
GASKİSPOR  TFF 2. Lig (342)4481558 (342)4481101 ALLEBEN GÖLETİ BİTİŞİĞİ ŞAHİNBEY

GİRESUNSPOR  Bank Asya 1. Lig (454)2255310 (454)2256129  GİRESUNSPOR TESİSLERİ AKSU MAH. MEHMET İZMEN CADDESİ
BULANCAKSPOR  TFF 3. Lig (454)3183585 (454)3183585 BULANCAK MAH. FATİH CAD. NO:41 BULANCAK
GÜMÜŞHANESPOR  TFF 3. Lig (456)2137040  (456)2137040  TRANSİT YOL ÜZERİ NAİM AĞAÇSPOR TESİSLERİ
İSKENDERUN DEMİR ÇELİKSPOR  TFF 2. Lig (326)7587047 (326)7587048  İ.D.Ç. LOJMANLARI B-18/2 SİTELER İSKENDERUN
HATAYSPOR  TFF 3. Lig (326)2251631 (326)2251631  MAŞUKLU BELDESİ HATAYSPOR TESİSLERİ ANTAKYA
ISPARTASPOR  TFF 3. Lig (246)2323838 (246)2323878 ATATÜRK STADIARKASI ISPARTASPOR SOSYAL TESİSLERİ�
BEŞİKTAŞ A.Ş.  Turkcell Süper Lig (212)3101000 (212)2588194  SÜLEYMAN SEBA CAD. BJK PLAZA NO:48 B-BLOK K:3 AKARETLER/İST
BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR  Turkcell Süper Lig (212)5874549 (212)5879866  TURGUT ÖZAL CAD. NO:109 ÇAPA-FATİH/İSTANBUL
FENERBAHÇE  Turkcell Süper Lig (216)5421907 (216)5421960  RECEP PEKER CAD. FB ŞÜKRÜSARAÇ KIZILTOPRAK /İSTANBUL
GALATASARAY A.Ş.  Turkcell Süper Lig (212)6630090 (212)5740424 METİN OKTAY TESİSLERİ FLORYA/İSTANBUL
GÜNGÖREN BELEDİYESPOR  Bank Asya 1. Lig (212)5068519 (212)5076845  SANAYİ MAH.SANCAKLI CAD. NO:5 GÜNGÖREN
KARTALSPOR  Bank Asya 1. Lig (216)4732038 (216)3532960  KARTALSPOR SOSYAL TESİSLERİ SPOR CAD.SPOR SOK. NO:13 KARTA
KASIMPAŞA  Bank Asya 1. Lig (212)2382242 (212)3616979  TEPEBAŞI CAD. KASIMPAŞA SPOR TESİSLERİ NO:11 /BEYOĞLU
ALİBEYKÖY  TFF 2. Lig (212)6267707 (212)6267707  MERKEZ MAH. NAMIK KEMAL CAD. NO:2 ALİBEYKÖY
BEYKOZSPOR 1908 A.Ş.  TFF 2. Lig (216)4240050 (216)3236678 HÜNKAR İSKELESİ YANI BEYKOZ STADI YALIKÖY/BEYKOZ
BEYLERBEYİ A.Ş.  TFF 2. Lig (212)2732850 (216)2732859-4223513 HASNUN GALİP SOK. NO:7 -11 BEYOĞLU
EYÜPSPOR  TFF 2. Lig (212)6169566  (212)4175618  SİLAHTARAĞA CAD. NO:4 EYÜP
GAZİOSMANPAŞA  TFF 2. Lig (212)5646545 (212)5646574  MERKEZ MAH. BAĞLAR CAD. NO:14 GAZİOSMANPAŞA
İSTANBULSPOR A.Ş.  TFF 2. Lig (212)6612273 (212)6613170 İSTANBULSPOR A.Ş. TESİSLERİ OLİMPİYAT EVİ ARKASI 4.KISIM�
MALTEPESPOR  TFF 2. Lig (216)4595858 (216)4595873-4426529 ALTAY ÇEŞME MH.İSTİKLAL C. NO:72 MALTEPE/İSTANBUL
PENDİKSPOR  TFF 2. Lig (216)5980756 (216)5980755  ÇINARDERE MAH.OLİMPİYAT CAD. PENDİK SPOR TESİSLERİ�
SARIYER  TFF 2. Lig (212)242 09 27 (212)242 70 79 ESKİSULAR CAD. NO:46 SARIYER
ZEYTİNBURNUSPOR  TFF 2. Lig (212)5827855 (212)6647283  ZÜBEYDE HANIM CAD NO:1 ZEYTİNBURNU
ANADOLU ÜSKÜDAR 1908 SPOR  TFF 3. Lig (216)3108527 (216)4952767  GÜLFEM HATUN MAH.TEPSİFIRIN SOK. NO:5 ÜSKÜDAR
F.KARAGÜMRÜK  TFF 3. Lig (212)5327844 (212)5327485  FEVZİPAŞA CAD. NO:150/1 KARAGÜMRÜK FATİH�
KÜÇÜKKÖYSPOR  TFF 3. Lig (212)4792155 (212)4792155 YERİ MAH.527.SOK NO:44 KÜÇÜKKÖY GAZİOSMANPAŞA�
TEPECİK BELEDİYESPOR  TFF 3. Lig (212)861 03 57 (212)8612523  TEPECİK BELEDİYESPOR TESİSLERİ ÇATALCA YOLU ÜZERİ BÜYÜKÇEKMEC
YILDIRIM BOSNASPOR  TFF 3. Lig (212)640 81 00 (212)6408107  YILDIRIM MAH. ALİ FUAT BAŞGİL NO:128 BAYRAMPAŞA
ALTAY  Bank Asya 1. Lig (232)2523343 (232)2523323  690 SOK. NO:8 METRO YANI GAZİEMİR�
KARŞIYAKA  Bank Asya 1. Lig (232)3686995 (232)3235900  YALI CAD. NO:396 KARŞIYAKA�
ALTINORDU  TFF 2. Lig (232)2372391 (232)2372391 AKÇAY CAD. NO: 58 GAZİEMİR
BUCASPOR  TFF 2. Lig (232)4422567 (232)4407908  ÖZMEN CAD.NO:73 BUCA
GÖZTEPE A.Ş.  TFF 3. Lig (232)2473616 (232)2473617 MİTHATPAŞA CAD. NO:1170 GÜZELYALI/İZMİR
İZMİRSPOR  TFF 3. Lig (232)2276540 (232)2277854  490 SOKAK NO:2 BAHÇELİEVLER
MENEMEN BELEDİYE SPOR  TFF 3. Lig   (232)8322664 1212 SOK. NO:154 /2MENEMEN�
TORBALISPOR  TFF 3. Lig (232)856 5157 (232)8561781 MURATBEYMAH SAĞLIKMESLEK LİSES LOJMANLARI ZEMİN KAT TORBALI
KAHRAMANMARAŞSPOR  TFF 3. Lig (344)2351209 (344)2351209 SÜMER MAH. KAHRAMANMARAŞSPOR SOSYAL TESİS
KARDEMİR D.Ç. KARABÜKSPOR  Bank Asya 1. Lig (370)4132260 (370)4125422  METİN TÜRKER TESİSLERİ ÇAMLIK MEVKİİ YENİŞEHİR

KARSSPOR  TFF 2. Lig (474)2131407 2131544 -2135037 ÇEVREYOLU ÜZERİ ALİ GAFFAR OKKAN SPOR TESİSLER

KASTAMONUSPOR  TFF 3. Lig (366)2150311 (366)2150310  KUZEYKENT KASTAMONUSPOR TESİSLERİ�
KAYSERİSPOR  Turkcell Süper Lig (352)3512727 (352)3512219  ERKİLET BULVARI KADİR HAS TESİSLERİ KOCASİNAN
KAYSERİ ERCİYESSPOR  Bank Asya 1. Lig (352)3553000 (352)3552998  YENİKÖY MAH. BÜLBÜL CAD. HACI BOYDAK TESİSLERİ

MKE KIRIKKALESPOR  TFF 2. Lig (318)2242817 (318)2251602  FABRİKALAR MAH. İSTASYON CAD. GAR YANI PK:14 

LÜLEBURGAZSPOR  TFF 3. Lig (288)4172671 (288)4172671 8 KASIM STADYUM YENİ TRİBÜN AL LÜLEBURGAZ
KIRŞEHİRSPOR  TFF 2. Lig (386)212 26 62 (386)212 33 11 YENİ KIRŞEHİR SPOR KULÜBÜ TESİ ANKARA CAD FERAH APTNO:29 D:2
KİLİS BLD.SPOR  TFF 3. Lig (348)8137980 (348)8137980 ESKİ DEVLET HASTANESİ YANI
KOCAELİSPOR  Turkcell Süper Lig (262)3311089 (262)3311089  LEYLA ATAKAN PARKI FUAR MÜDÜRLÜĞÜ KARŞISI
DARICA G.BİRLİĞİ  TFF 2. Lig (262)7453132 (262)7453132  YALI MAH.İSTASYON CAD. NO:11 DARICA KOCAELİ
GEBZESPOR  TFF 2. Lig (262)6440040 (262)6440041  GÜZELLER MAH.BAĞDAT CAD. GEBZE STADYUM YANI GEBZE/KOCA
KÖRFEZ BELEDİYESPOR  TFF 2. Lig (262)5287479 (262)5287478 ATALAR MAH. ALPARSLAN TÜRKEŞ SPOR KOMPLEKSİ YARIMCA KÖRFEZ
GÖLCÜKSPOR  TFF 3. Lig (262)4143400 (262)4143400 GÖLCÜK BLD YÜZME HAVUZU ALTI GÖLCÜK SPOR TESİSLERİ
KONYASPOR  Turkcell Süper Lig (332)3531522 (332)3536863  ZAFER MEYDANI ZAFER ÇARŞISI KAT:3 MERAM/KONYA
KONYA ŞEKERSPOR  TFF 2. Lig (332)3239518 (332)3239022 BEYŞEHİR CAD. DEDEKORKUT MAH NO: 9/A MERAM
TAVŞANLI BLD. TKİ LİNYİTSPOR  TFF 3. Lig (274)6383117 (274)6383121-6382324 YENİ İŞÇİ MİSAFİRHANESİ YANI TUNÇBİLEK/TAVŞANLI/KÜTAHYA
MALATYASPOR  Bank Asya 1. Lig (422)3240505 (422)3266362  ORDUKUZU PINARBAŞI NURETTİN SOYKAN TESİSLERİ MALATYA
MALATYA BELEDİYESPOR  TFF 2. Lig (422)3265770137 (422)3362062 YEŞİLTEPE SEYRAN MAH ADLİ TIP CAD. YEŞİLTEPE
MANİSASPOR  Bank Asya 1. Lig (236)2333767  (236)2339202  MESİRMAH.TARIK ALMIŞ CAD NO:5 45030 LALELİ
AKHİSAR BELEDİYE GENÇLİK VE SPOR  TFF 2. Lig (236)4135991-95 (236)4143514  SEBZECİLER ÇARŞISI KAT:3 NO:205 AKHİSAR.
TURGUTLUSPOR  TFF 2. Lig (236)3148382 (236)3148525  IRLAMAZ SPOR VADİSİ TESİSLERİ TURGUTLU
MARDİNSPOR  TFF 2. Lig (482)2126724 (482)2134717 SABAHATTİN TANIŞ SOSYAL TES. Y�
MERSİN İDMAN YURDU  TFF 2. Lig (324)3280333 (324)3280333  İNÖNÜ MAH.1401 SOK.TANSAL APT. KAT:1 NO:4
TARSUS İDMAN YURDU  TFF 2. Lig (324)6275316 (324)6275317  KIRKLARSIRTI MAH. 2624 SOKAK NO:4 TARSUS
FETHİYESPOR  TFF 2. Lig (252)6143623 (252)6143623  ŞEHİR STADI YANI FETHİYE
MARMARİS BLD.GENÇLİKSPOR  TFF 2. Lig (252)4123963  (252)4123964  AMİRAL ORHAN AYDIN SPOR SALONU SARIANA MH.MARMARİS
ORDUSPOR  Bank Asya 1. Lig (452)2347864 (452)2346515  DURUGÖLMAH VALİKEMAL YAZICIOĞLU ORDUSPOR TES
ÜNYESPOR  TFF 3. Lig (452)3211310 (452)3211310 ÜNYE-FATSA DEVLET SAHİL YOLU ÜZERİ LİMAN(TERSANE) KARŞISI Ü
ÇAYKUR RİZESPOR  Bank Asya 1. Lig (464)2261901 PBX (464)2261911 MEHMETCENGİZ TES TAŞLIDERE MAH SAHİLYOLU CUMHURİYETSOK NO:25/
PAZARSPOR  TFF 2. Lig (464)6124840 (464)6122579  BULVAR CAD. NO:30 PAZAR�
SAKARYASPOR A.Ş.  Bank Asya 1. Lig (264)2818155 (264)2818158  ÇARK CAD. ÇARK MESİRE NİKAH SARAYI KAT:1 NO:7 ADAPAZ
SAMSUNSPOR  Bank Asya 1. Lig (362)2383696 (362)2383788  NURİ ASAN TESİSLERİ OTOGAR KARŞISI DOĞUPARK�
BAFRA BELEDİYESPOR  TFF 3. Lig (362)5437999 (362)5437999 İSHAKLI MAHALLESİ YENİ HASTANE SOK BAFRA BLD TES NO: 14�
SİİRTSPOR  TFF 3. Lig (484)2240612 (484)2241206  VEYSELKARANİ CAD.MÜFTÜLÜK SİTESİ KAT:2 D:7 NO:84
SİVASSPOR  Turkcell Süper Lig (346)2264180-81-82 (346)2262458  GÜLTEPE MAH. ERZİNCAN KARA YOLU SİVASSPOR TESİSLERİ�
D.Ç.DİVRİĞİSPOR  TFF 3. Lig (346)418 47 20 (346)418 44 63 BELEDİYE SİTESİ NO:19 DİVRİĞİ
Ş.URFA BLD.SPOR  TFF 2. Lig (414)2167133 (414)2163853  HALEPLİ BAHÇE OTOGAR YAN NO:56 ŞANLIURFA BELEDİYESPOR TESİSLE
Ş.URFASPOR  TFF 2. Lig (414)3159000 (414)3158999  PAŞABAĞI MH. Ş.URFASPOR SOSYAL TESİSLERİ
TOKATSPOR  TFF 2. Lig (356)2298586 (356)2298586 ADNAN ÇİÇEK TESİSLERİ TOKAT
TRABZONSPOR A.Ş.  Turkcell Süper Lig (462)3250967-PBX (462)3255514-15 MEHMET ALİ YILMAZ TESİSLERİ HAVAALANI ALTI�
A.SEBATSPOR  TFF 2. Lig (462)2481923 (462)2488578  A.SEBATSPOR TESİSLERİ SÖĞÜTLÜ BELDESİ�
ARSİNSPOR  TFF 2. Lig (462)7176334 (462)7176016  YEŞİLYALI KORU MEVKİİ ARSİN SPOR TESİS.YANI
OFSPOR  TFF 2. Lig (462)7716060 (462)7716062  OFSPOR TESİSLERİ SANAYİ CADDESİ
TRABZON KARADENİZSPOR A.Ş.  TFF 2. Lig (462)3256652 (462)3256653 HAVA LİMANI ALTI MEHMET ALİ YILMAZ TESİSLERİ YANI�
ARAKLISPOR  TFF 3. Lig (462)721 33 65 (462)721 33 65  MİLLET CAD ÇİĞDEM SOK NO:3 KAT :2 ARAKLI
SÜRMENESPOR  TFF 3. Lig (462)746 26 55 (462)7462655 ZARHA MEVKİ ORTA MAHALLE SÜRMENESPOR TESİSLERİ
UŞAKSPOR  TFF 3. Lig (276)2278399 (276)2247675 İSMETPAŞA CAD. DÜLGEROĞLU İŞ H HANI KAT:2
BELEDİYE VANSPOR  TFF 2. Lig (432)2223262 (432)2222444 İSKELE CAD. ŞAHABETTİN ÖZARSLA TESİSLERİ

YALOVASPOR  TFF 3. Lig (226)8132626 (226)8132626  BAHÇELİEVLER MAH.SPOR CAD. M.AKSOY SOK NO:3

YİMPAŞ YOZGATSPOR A.Ş.  TFF 2. Lig (354)2121314 (354)2173505  ESENTEPE MEVKİİ POLİS LOJMANLARI YANI

Profesyonel Spor Kulüplerimizin Telefon ve Adresleri, Güzide spor kulüplerimiz, Sporumuzun can damarları. spor, futbol, basketbol, voleybol, kulüpleri, kulüp

Futbolun Tarihcesi

Futbol, dünyada en yaygın takım sporudur.. Başta Avrupa ve Güney  Amerika ülkeleri olmak üzere hemen tüm ülkelerde çok sevilir ve geniş bir izleyici kitlesi tarafından izlenir. İngilizce football’dan türetilen futbol, “ayak topu” anlamına gelir.
Futbol yetişkinler arasında olduğu kadar çocuklar arasında da yaygın bir spordur cocukların severek oynadığı futbol dünya çapında birinci derecede yer alır bir cocuk futbola bağlıysa o cocuk ilerde ünlü olailir hiç şaşırmayın .
Tarihçe
Daha ilkçağlarda futbolu andıran oyunlar oynandığı bilinmektedir. Avrupa’da İÖ 2. yüzyılda Romalılarca yaygınlaştırılan bir oyun futbola çok benziyordu. Bu oyun bugünkü futbolun öncüsü sayılır. Bu eski Roma oyunu İngiltere‘de öylesine sevilmişti ki, karşılaşmalar kentler arasında çatışmaya bile yol açmıştı. Bundan dolayı bu oyun 12. yüzyılda yasaklandı.
Günümüzde oynanan futbol, İngiltere’de
19. yüzyılın sonlarında kurallara bağlandı. 1863‘te İngiltere’de kurulan Futbol Birliği bu kuralların belirledi. Oyunda sert, acımasız ve kırıcı hareketler yasaklandı. Bu anlayışı sürdürenler ise, futbolun değişik biçimi sayılan ragbiyi geliştirdiler. Futbol, 19. yüzyılın sonlarında İngiltere’den Avrupa’ya yayıldı. Kısa bir süre içinde de dünyanın birçok ülkesinde oynanan bir spor haline geldi. 1904‘te Uluslararası Futbol Federasyonu (FIFA) *kuruldu. FIFA’nın yönetiminde 1930’da ilk Dünya Kupası
 

 

karşılaşmalarını düzenledi.
Kurallar
Futbol 11′er kişilik iki takım arasında oynanır ve kendine özgü kuralları vardır. Oyunun amacı, ayakla topu rakip kaleye sokmaktır. Topu elle ve kolla oynamak kesinlikle yasaktır, ama kafa ile ya da kurallara uygun olarak bedenin herhangi bir yeriyle topa vurulabilir. Yalnızca kaleci belirlenmiş bir alan içinde topu elle tutabilir.
Futbolcular kendi takımının simgesi olan forma giyerler. Her oyuncunun forması üzerinde farklı bir numara yazılıdır. Yalnızca kaleci, öbür oyunculardan kolayca ayırt edilebilmesi için farklı renkte forma giyer. Bütün futbolcular, bu oyun için uygun biçimde üretilmiş özel ayakkabılar kullanırlar.
Futbol alanı bir dikdörtgen biçimindedir ve uzunluğu 100-110 metre, genişliği ise 64-75 metredir. Uzun kenarlara taç çizgisi, kısa kenarlara aut çizgisi denir. İki taç çizgisi arasında uzanan ve alanı tam ortasından ikiye bölen çizgiye ise orta çizgi adı verilir. Orta çizginin tam ortasında 9,15 metre yarıçapında bir çember bulunur ve bu çembere de orta yuvarlak ya da santra yuvarlağı denir. Karşılaşma bu çemberin içinden yapılan vuruşla başlar. Karşılaşma başlamadan önce oyuncular, kendi yarı alanlarında yer alırlar. Kısa kenarlarında, aut çizgisinin tam ortasında birer kale bulunur. Kalenin iki direğinin arası 7,32 metre, yüksekliği ise 2,44 metredir. Futbol topunun çevresi 68-71 cm, ağırlığı ise 435-497 gram arasında değişir.
Kale önlerinde kale çizgisine bitişik olmak üzere 40,32 x 16,50 metre boyutlarında ceza alanı bulunur. Kalecilerin topu elle tutabildikleri tek yer burasıdır. Bu alan içinde, kalenin hemen önünde 18,32 x 5,50 metre boyutlarındaki başka bir alana da altıpas denir. Ceza alanı içinde rakip oyuncuya yapılan fauller ve kaleci dışındaki futbolcuların elle topa dokunmaları dahil 9 kusurlu hareket olarak nitelendirilen hareketler penaltıyla cezalandırılır. Penaltı atışı, ceza alanı içinde kale çizgisinin ortasından 11 metre uzaklıktaki penaltı noktasından yapılır. Kaleci, top penaltıyı atan oyuncunun ayağından çıkmadan öne doğru hareket edemez, yalnızca kale çizgisi üzerinde sağa sola hareket edebilir.
Hakem kuralları çiğneyen takımı serbest vuruş kararıyla da cezalandırabilir. Serbest vuruşlarda, rakip takımın oyuncularının topa vuruş noktasından en az 9,15 metre uzakta durmaları gerekir. Eğer bir oyuncu rakip oyuncuyu sakatlayacak ölçüde sert ve kasıtlı faul yaparsa, orta hakem bu oyuncuyu sarı ya da kırmızı kartla cezalandırılır. Kırmızı kart gören oyuncu oyundan çıkarılır ve takımı eksik oyuncuyla oyunu sürdürmek zorunda kalır. Üst üste iki sarı kart gören oyuncu da kırmızı kart görmüş durumuna düşer. Futbol oyununda bir başka ceza atışı da ofsayttır. Top hücuma geçen takımın oyuncusuna atıldığı sırada, o oyuncu ile kale arasında, kaleci dışında karşı takımdan en az bir oyuncu yoksa ofsayt kararı verilir. Ofsayt yalnızca karşı takımın oyun alanı içinde gerçekleşir.
Top hücumdaki takımının oyuncusunun ayağından aut çizgisi dışına çıkarsa aut olur. Bu durumda top altı pas içinden yeniden oyuna sokulur. Top savunma halindeki takımın oyuncusuna çarparak aut çizgisinden dışarı çıkarsa korner olur. Bu durumda hücum etmekte olan takım tarafından topun çıktığı bölümdeki köşeden kaleye korner ya da köşe atışı denen bir atış yapılır. Top taç çizgisi üzerinden oyun alanının dışına çıkarsa taç olur ve top karşı takımın oyuncusu tarafından dışarı çıktığı noktadan oyuna sokulur. Taç atışı elle yapılır. Taç ve korner atışlarından ofsayt kuralı uygulanmaz.
Kaleci, kaleye giden bir topu kurtarırken.
Futbol dört hakemin yönetiminde ve gözetiminde oynanır. Bir orta, iki de yan hakem bulunur. Oyunu orta hakem yönetir ve verdiği kararları kesin olarak uygular. Taç çizgisi üzerinde görev yapan yan hakemler ise, topun oyun alanının dışına çıkışını, ofsaytları işaret etmenin yanı sıra faullerde, elle oynamalarda, golü belirlemede, oyuncu değişikliklerinde orta hakeme yardımcı olurlar. Oyun alanının yarısından sorumlu olan yan hakemler, orta hakemi ellerindeki küçük bayraklarla uyarırlar.
Futbol karşılaşması, her biri 45′er dakikalık iki devrede oynanır. İki devre arasında 15 dakikalık ara verilir. Oyun içinde çeşitli nedenlerin yol açtığı duraklamaların süresi dördüncü hakem tarafından belirlenir ve bu süreler her devrenin sonuna eklenir. Eleme maçları berabere bittiğinde oyuna 15’er dakikalık iki devre daha eklenir. Bu süre içinde ilk golü atan takım oyunu kazanır ve golün atıldığı anda maç sona erer. Bu uygulamaya “altın gol” kuralı adı verilir. Uzatma devrelerinde de maç berabere biterse, penaltı atışlarıyla oyun sonuçlandırılır
Dünya’da futbol
Bütün ülkelerin futbol federasyonları FIFA’ya bağlıdır ve FIFA’nın merkezi Zürich’tedir. Ayrıca
Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) gibi beş tane de kıta konfederasyonu vardır.
Ulusal futbol karşılaşmaları, her ülkenin kendi futbol federasyonunun yönetiminde yapılır. Olimpiyat Oyunları’ndaki futbol karşılaşmaları ile Dünya Kupası gibi karşılaşmalar ise FIFA düzenler. Ayrıca her kıta konfederasyonu da kendi yetki alanında karşılaşmalar düzenler. UEFA’nın düzenlediği,
Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası ve Kupa Galipleri Kupası bu tür turnuvalardır.
Dünya Kupası dört yılda bir düzenlenir. Son Dünya Kupası 9 Haziran- 9 Temmuz
2006 tarihleri arasında Almanya’da yapılmış ve kupayı finalde Fransa‘yı penaltılarla yenen İtalya kazanmıştır. Dünya Kupası’nda en başarılı ülke olan Brezilya, bu kupayı beş kez (1958, 1962, 1970, 1994,2002) kazanmıştır.
Futbol Tarihçesi, Kale Alanı, Ceza Alanı, Bayrak Direkleri,  IFAB Kararları, dünya, fifa, uefa, süper lig, Türkiye, futbol, kaleci, kale direği, köşe vuruşu, penaltı